1. YAZARLAR

  2. Adnan GÜLLÜ

  3. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin İlk Yılından (1923) Yurt Manzaraları
Adnan GÜLLÜ

Adnan GÜLLÜ

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin İlk Yılından (1923) Yurt Manzaraları

“Tarihi bilmiyorsan dün doğmuşsun demektir.

Dün doğmuşsan her lider sana istediği hikayeyi anlatabilir.”  H.zing

 

Tarih, sadece geçmişi anlatan bir bilim dalı değildir aynı zamanda tarih bilimi bugünü anlayabilmenin anahtarıdır. Hem bugünü anlamak hem de gelecek ile bağlantı kurmak, tarih öğretimi ile mümkündür. Günümüzde, dünyada ve Türkiye de meydana gelen pek çok meselenin temeli tarihin derin geçmişine dayanmaktadır. Tarihi bilen ve tarih şuuru kazanmış nesiller, önemli meselelere karşı sağlıklı çözümler üretebilirler. Diyorum ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ne yokluklardan, çıktığını bir kez daha hatırlamakta yarar olduğuna inanıyorum…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin nüfusu 13 milyon,11 milyon insan köylerde yaşıyor. 40 bin köy var, 37 binin de okul yok, postane yok dükkan yok…30 bin köyde, yani her 4 köyün 3'ünde cami yok. Traktör sayısı 0. biçer döver sayısı 0, ayçiçeği üretimi yok., şeker üretimi yok. ekmeklik un ithal, prinç ithal.. Bütün memlekette sadece 5000 hektar alan sulanıyor. 5000 köyde sığır vebası var. Hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyor, 1 milyon kişi frengi, 2 milyon kişi sıtma, 3 milyon kişi trahomlu, verem, tifo, tifüs salgını var. Bitle başa çıkılamıyor. 13 milyon nüfusun 6 milyon hasta.

Bebek ölüm oranı yüzde 40
Anne ölüm oranı yüzde 18
Her doğum yapan 5 anneden biri, her doğan 3 bebekten biri ölüyor.
Ortama ömür 40. 41.inci yaşını görene 41 kere maşallah deniliyor.

Memlekette sadece 337 doktor ve sadece 60 eczacı var sadece 8'i Türk.

Hemşire sayısı sadece 4
Diş hekimi sayısı sıfır. 40 bin köy var ebe sayısı sadece 136

Yanmış bina sayısı 115 bin
Hasarlı bina sayısı 12 bin
Komple kül edilmiş bina sayısı 1000’nin  üstünde

Ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyor kiremit bile yok.

Limanlar madenler yabancıya ait
Demiryollarının 1 metresi bile bizim değil
Toplam sermayenin sadece yüzde 15'i Türk

Ne acıdır ki koca Osmanlıdan kala kala sadece 4 fabrika kalmış. -(Heleke ipek, Feshane yün, Bakırköy bez, Beykoz deri.)
Sanayi denilen işletmelerin yüzde 96'sında motor yok.

10 kişiden fazla işçi çalıştıran sadece 280 işyeri var, bunların da 250 si yabancıya ait

Kişi başı milli gelir 45 dolar
Elektrik sadece İstanbul, İzmir ve Tarsus’ da var. Çünkü elektrik üretimi 50 kilowat
4 mevsim kullanabilen karayolu yok
Sadece 4 ilde özel otomobil var. Otomobil sayısı Türkiye genelinde 1490
Bunun yanında zaten dökülüyoruz. Mübadele ile 400 bin insan geliyor. Sığınacak bir akrabaları yok. Gelen her iki çocuktan biri yollarda at arabalarında hayatını kaybediyor. Mübadele ile gelip mağarada kalanlar var. Çünkü devletin sığınmacıları iskân edecek gücü yok.

Kadın Cumhuriyetten önce insan değil

-Eşit eğitim hakkı yok
-Meslek edinme hakkı yok
-Boşanma hakkı yok
-Velayet hakkı yok
-Seçme hakkı yok
-Seçilme hakkı yok
-Gebeliği önleme hakkı yok
-Doğum izni yok
-Kızlık soyadını kullanma hakkı yok
-Kadın, kendisine miras kalan mallar üzerinde tasarruf hakkı yok

Memlekette spor yok, resim yok sanat yok, heykel yok, olmadığı gibi sanat ve arkeolojik eserler padişahlar tarafından yurt dışına kaçırılmış. Anadolu’nun Antik medeniyetinin eserleri Avrupa’ya ve ABD’ye peşkeş çekilmiş.

Kimi alaturka saat kullanıyor, Güneşin battığı anı saat 12 olarak kabul ediyor.
Kimisi zevalli saati kullanıyor. Güneşin en tepede olduğu anı 12 olarak kabul ediyor.
Kimisi güneş batarken gurubi saati esas alıyor.
Kimisi güneşin tamamen batarken ezani saati esas alıyor.

Saat kaç birader diyorsun, bilen yok.!

Kimisi hicri takvim, kimisi rumi takvim kullanıyor
Kimisi şubatı, kimisi aralığına denk geliyor.
Herkes aynı zaman diliminde, fakat farklı ayları yaşıyor.

Dirhem, okka, çeki var. Arşın, kulaç, fersah var. Ne ağırlığımız dünyaya ayak uyduruyor, ne uzunluğumuz Cumhuriyetten önce. Ölçülerimiz bile orta çağdan kalma

600 sene Türkçe'mizin ırzına geçmişler Arapça Farsça harmanlanmış Osmanlıca diye birşey çıkarmışlar. Türkçemiz Avrupa dillerinin hücumu altında, benliğini kayıp etmiş.

Harf devrimi yapıldı bir gecede cahil kaldık diyorlar değil mi? Osmanlıya ilk matbaa, 1639 yılında IV. Murat'ın emri ile Bünyamin Efendi(Benyamin) tarafından Avrupa'dan özel siparişle getirildi. Ancak hiç kitap basılamadı. Daha sonra 1729 yılında İbrahim mütaferrika(Macar asıllı devşirmedir) tarafından Osmanlıya geldi ve ilk kitap 1729 yılının başlarında basılan Vankulu Lugatı'dır. Bu matbaada basılan kitapların tarih, coğrafya, dil ve askerlik ile ilgili olduğu dikkat çekmektedir. Ancak 150 yılda basılan kitap sayısı 417 bunların çoğu da gayri Müslüm matbaasında basıldı.

Wolter bir kitabında diyor ki; İstanbul da bir yılda yazılanlar, Paris’te bir günde yazılanlardan azdır.''

Gazete sadece İstanbul ve İzmir’de var
Erkeklerin sadece yüzde 7 si
Kadınların sadece 1000/4 'ü okuma yazma biliyor.
Okuryazar erkeklerin ezici çoğunluğu, subaylar ve gayrimüslimden oluşuyor.
Okul çağına gelen her 4 çocuğumuzdan 3'ü okula gitmiyor.

Toplam 4894 İlkokul. Sadece 72 ortaokul ve 23 lise var.
Başkent Ankara’da mesela lise sayısı sadece 2
Türkiye’nin bütün liselerinde sadece 230 kayıtlı kız öğrenci var.
Öğretmenlerin 3/ 1 nin öğretmenlik diploması yok.
Ülkede sadece 1 tane üniversite var. O da Darilfülün. Medreseden hallice.
Türkçe öğrenmek yasak, Memleket bilimden çok uzak, din diye hurafe öğretiliyor.

 

Mustafa Kemal Atatürk, kendi el yazısıyla 30 Ekim 1923 sabahı İsmet Paşaya mektup yazıyor.

“Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği bir görev var.
Özgür bir toplum oluşturmak, çağdaşlaşmak, bu ideali gerçekleştirmek zorundayız. Bu görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim.”

1923’den 1938 yılları arasında ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gelişmesi karşısında şapka çıkartmak gerek… Teşekkürler Atam… Sana çok şey borçluyuz..

Önceki ve Sonraki Yazılar