1. YAZARLAR

  2. Abdulbaki GÜNIŞIĞI

  3. Türkiye Milli Kültür Dernekleri 1 Kurultayı
Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye Milli Kültür Dernekleri 1 Kurultayı

A+A-
Yazıyı Dinle

Mahmatlı ( Oğuz-kızık boyu) Türkmen boyunun çok değerli başkanı ve yigit Türkmen beği sayın Nafi Çağlar beğin davetine icabet etmek,yörükler ile kucaklaşmak ve yapılacak toplantıya katılmak için saat 14.00 da K.maraştan Rışvan (oğuz-iğdir boyu) Derneği başkanı kıymetli Türkmen beği sayın Arif Sarıtürk beg ile beraber Gaziantep’ e doğru yola çıktık. Bu katıldığımız , Gaziantep Yörük ve Türkmenlerinin yurdun diğer yörelerindeki akrabaları ile üçüncü olarak  bir araya gelişlerinin toplantısı idi. Elimizden geldiği kadar doğu ve güneydoğudaki Yörük-Türkmen şenliklerine, toplantılarına v.s katılmağa gayret ediyoruz. Bir çoğuna da Arif Sarıtürk beg ile katılmağa gayret ediyorum. Bir saat sonra Gaziantep’ e vasıl olduk. Şehrin deniz mahallesindeki deniz park içinde mukim Elbeğli ( bu oymak oğuz-beğdilli boyunun elbeğli, canbeğli, bozbeğli, hanbeğli gibi oymaklarından olup Gaziantep den başlayarak Kilis’e ve oradan devam ederek Suriye içlerinde önemli  nüfusa sahip bir Türkmen oymağıdır.) Türkmen derneğinde gençler tarafından karşılandık. Dernek başkanı değerli Türkmen beği muhterem büyüğüm Faik Akyıldız beg tarafından dernek binası, kuruluşu ve gayesi hakkında bilgilendirilip, bina ve parkı gezdik. Gördük ki Türkmen kültürüne Gaziantep belediyesi çok büyük katkılar yapmış ve yapmağa da devam etmektedir. K.Maraş belediye başkanımızın da içinde Türk ve Türkmen kelimeleri geçen dernek ve kuruluşlara uzak durmamasını ve artık aziz Türk milletinin ve devletinin geleceğini omuzlayacak Türk kültür derneklerine gerekli ilgiyi göstermesini bekliyoruz.

Derneğin oturma yerinde yerimizi alarak gelecek olan dernek ve şahısları beklemeğe başladık. İlk olarak Gaziantep’te mukim Kayı boyu Karakeçili oymağının Albayram obasına mensup Türkmenler ile onların Ertuğrul gaziden itibaren emmi oğulları olan Suruç ve Siverek’ te mukim karakeçili oymağı karatekeli obasından değerli büyüğüm ve kıymetli Türkmen beği sayın Cindi Yıldız ağabek ve Siverek karakeçili Türkmenleri dernek başkanı sayın Abdulkadir Akıl beğ ve Cindi Yıldız beğin kardeşi Rahmetli Abdulkadir Yıldız ağabegin mahdumu ve Cindi Yıldız beğin damadı ve geleceğin Suruç Türkmen derneği başkanı kıymetli Türkmen genci Mehmet Yıldız beğ toplantımıza teşrif ettiler. Gene sögüt’e Cindi Yıldız beg ile katılan, söğüt yoldaşımız ve cindi beğin yakın akrabası olan Ceritli Türkmen beği değerli Şeyho Öztürk  beğde teşrif ettiler. Masamızda sayın Fehmi Albayram beğin, Cindi yıldız ağabege takılmaları damgasını vurdu. Bizler doğunun bekçisi olan Kayı boyu karakeçili oymağının bu Yörük beğlerinin şakalaşmalarını seyr ettik. Bu boyun Türkiyenin her yerindeki Kayı boyu mensuplarını tanıdığını arada geçen konuşmalardan anladık ve çok sevindik. Bölücülüğün önünde ki en büyük engellerden birisinin de bu boyun yurdun her yerindeki akrabaları ile tanış olması ve dayanışma içinde olmasının önemini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Aradan geçen dakikalar içinde misafirler tek tek veya dernek olarak guruplar halinde katılmağa başladılar. Bu arada Suriye Halep ten toplantıya katılan Elbeğli Türkmenlerinden Genç bir Türkmen beği olan Vezirhan Şeyhali beğ ile tanıştık. Kendisi Suriye elbeğli Türkmenleri adına bu toplantıya katıldığını söylediler. Suriyede ki diğer Türkmen boylarını da aramızda görmek istiyoruz.  Saat 16.30 da Konya Anamas tan cefakar Türkmen yiğidi Anamaslı oymağı mensubu Mehmet  beğ ve çok sevgili yoldaşı fotoğraf makinesi toplantımıza iştirak ettiler ve şeref verdiler.  Aradan geçen dakikalarda İzmir Yörükler derneği başkanı kıymetli Türkmen beği sayın Mehmet Gülcan beğ ve yol arkadaşı Muğla Yörük obaları derneği başkanı kıymetli Türkmen beği Orhan Akcan beğ ve Antalya 11 Kasım derneği başkanı kıymetli Türkmen beği Recep Özdemir beğ ve yol arkadaşları kıymetli Türkmen beği Mustafa Gülcan beğ ile beraber toplantımıza teşrif ettiler.  İlerleyen dakikalarda Konya’dan Şair ve yazar kardeşimiz ve kıymetli Türkmen beği sayın Orhan Karabacak ve gene şair ve aşık Türkmen beğimiz  Peymani beğ,  osmaniye’den  Haytalar Yörük beği kıymetli kardeşim Bestami Erdem beğ  ile beraber toplantımıza teşrif edip şereflendirdiler.  Bestami Erde beğin toplantıya katkısının çok önemli olduğunu söylemek isterim. Daha sonra benim davetim ile Diyarbekir’den gelen aslen Diyarbekir’den Yozgat’a kadar ki coğrafyamızın sahibi ve yurdun gerçek beğlerinden olan Dulkadirli (bekdik Türkmenleri) Türkmenlerini temsilen kıymetli Türkmen beği Mahfuz Dulkadir beğ geldiler. Kıymetli Türkmen beği Mahfuz Dulkadir beğ, Dulkadirli devletinin (Dulkadirli beyliği demememin sebebi bu beyliğin kendi adına para bastırıp hutbe okutmuş olmasıdır. Bunlarda devlet olma nişaneleridir.) Yavuz zamanında yıkılması ile dünyanın dört bucağına sürgün edilen Dulkadirli Türkmenlerinden olup diyarbekir merkezde ikamet etmektedir. Fakat bütün diğer bekdikler gibi gönlü K.maraş’ tan geçmeyen kardeşimiz bütün Türkmen şenliklerine katılmağa gayret etmektedir. Mahfuz beğ toplantı yerini bulamadığından tıpkı bizim gibi kendisini mahmatlı beğlerinden değerli Türkmen beği ve gönlü geniş Bilal Geçer beğ bizzat araba ile giderek getirdiler. Kendisine çok teşekkür ediyoruz ve misafirperverliklerini asla unutmayacağımızı buraya yazıyorum. Zaten Mahmatlı Türkmenlerinin dernek başkanı ve bizi buraya davet eden Türkmen beği ve kardeşim Nafi Çağlar beği takdir edecek söz bulamıyorum. İstanbulda öğretmenlik yapmasına rağmen bu kadar uzak mesafelerde kurultaylar, toplantılar, şenlikler tertiplemesi, katılması, katkıda bulunmasını ancak yenge hanımla konuşursak nasıl bir fedakarlıkta bulunduğunu  anlayabiliriz. Ailesini aziz milletimiz ve vatanımız için yedeğe aldığını söylemeğe gerek olmasa derim.

Saat 17.00 de Kerküğün yiğit Türkmeni, bacım Dr.Semra Kerküklü ve eşi kıymetli Türkmen beği aynı zamanda diş doktoru olan Yaşar Zeynel Beğ  ile Suriyeli Avukat kardeşimiz yigit dava adamı sayın Ali Öztürkmen beğ ve beraberinde Türkmen haber ajansı sahibi muammer Gözübüyük beğ geldiler. Semra bacımla konuşursanız bütün Kerkük Türkmenlerinde rastlayacağınız aziz Türk milletini gönülden ve içten sevme ve Türkiye sevgisi ve bütün Türk dünyasına sevgi ve muhabbeti görürsünüz. Dünyada kendi milleti için gönülden sevgi besleyen insanlar sadece Kerkük te yaşar desem yeridir. Bu arada yanımızda oturan bir diğer Gaziantepli Türkmen derneği olan ve Rışvan aşireti boylarından Dalyanlı (delyanlılar derneği )  oymağının başkanı genç Türkmen beği ile tanıştık. Aynı zamanda Rışvan derneği genel başkan yardımcısı olduğunu öğrendiğimiz arkadaşla, yoldaşım Arif Sarıtürk beğin sohbetleri birbirinden uzak düşmüş iki emmioğlunun hasret gidermesi şeklinde idi. Bu arada içeriye Aziz dostum, can yoldaşım, emmi oğlum, Şehit karayılan atamızın ahfadı, torunu, yiğit Türkmen beği, Atmalı aşiretinin yüz akı Yazar, şair, mütefekkir Mehmet Demir Atmalı beğ teşrif ettiler. Zaten Nafi beğ nerede bir toplantı yapsa bu toplantının bütün teşrifat işleri Mehmet Demir kardeşimin boynundadır. Bu ikili yıların dostluğuna sahiptirler.

Saat 17.30 da Elbeğli (kendi deyimleri ile Elbeyli) dernek binasında yemek yenildi ve yemek duasını Mehmet demir atmalı beğ yaparak çay sohbetine bahçeye çıktık. Bu arada üniversiteyi Türkiyede okuyan Azerbaycan, İran azerbaycanı, Irak Türkmenleri (Musul, Kerkük) Kuzey KıbrısTürk cumuhuriyeti, Kazakistan, Kırgızistan, Kafkas cumhuriyetleri, balkanlar ve Afganistandan Türk öğrenciler yemeğimize iştirak ettiler ve toplantı boyunca bütün sunumlarda hazır bulundular. Saat 18,30 Adana Yörük Türkmen derneğinin genç ve faal elemanı yiğit Türkmen genci ve değerli kardeşim Gültekin Parlak beğ, Dr.Mahmut Rışvanlı ağabekten ve gene çok değerli dostum dava adamı Dr.Murat Arabacıdan selamlar getirerek toplantıya teşrif ettiler. Adana Yörük Türkmen derneğinin değerli başkanı avukat İsmail Demirdüzen beğe doğu ve güneydoğuda yaşamağa çalışan Türkmen derneklerine ve Türkmenlere yaptığı yardımlar dolayısı ile teşekkürü borç bilirim. Saat 19.00 olduğunda dernek binasından yola çıkarak konferansı dinleyeceğimiz Gaziantep Türk ocağı binasına vasıl olduk.

Gaziantep Türkocağı binası kapalı çarşıda 1781 tarihli Mehmet Paşa camii müştemilatı içinde bulunmakta olup tarih ile iç içe bir mekandadır. Türkocağı Gaziantep başkanı değerli Türkmen (karakeçili) beği muhterem ağabegim Dr. Mehmet Berk ile hasretle kucaklaştık. Biz birbirimizi taa kalubeladan beri seviyoruz. Kendisini daima güler yüzlü ve ciddi bir dava adamı olarak tanıdım. Açılışı Şehit karayılan atamızın torunu Mehmet Demir Atmalı beğ yaptılar. İlk olarak aziz şehitlerimiz için saygı duruşunda bulunup ardından fatihalarımızı gönderdik ve İstiklal marşımızla tamamlayıp oturduk. Daha sonra Mehmet Demir Atmalı begin kur’an tilavetini huşuu içinde dinledik. Daha sonra konferansa gelenlerin bir kısmının tanış olmadığını söyleyen Mehmet Demir beğin teklifi ile herkes sıra ile kendini kısaca haziruna tanıttı. Bu tanıtım dolayısı ile aziz vatanın her köşesinden Türkmenlerin ve yurt dışında bırakmak zorunda kaldığımız kardeşlerimizin de aramızda olduğunu görmüş olduk. Bu sırada Suriyeli kardeşlerimizin sesini bol bol duymak imkanı bulduk. Sağır kulaklara suriyeli Türkmen kardeşlerimizin adını haykırıyoruz, an az dört milyon Türkmen ve nerede ise onlara yakın bir nüfusa sahip kıpçak boyları Türkler ile suriye nüfusunun yüzde ellisinden fazlasını meydana getiren bu kardeşlerimizi inkar edip üç beş çakal Kürtçüyü ve ermeni çocuklarının yalanlarını aziz milletimize gösterip Türkleri yok sayan zihniyeti lanetledik. Bu arada kürt diyerek tanıtılan insanlarında pırıl pırıl Türkmen olduğunu ve bu kardeşlerimizin kandırılıp bizzat kendi akrabalarına düşman edildiğini ve Türkiyenin göz yumması neticesinde başta halep olmak üzere her yerde esed ile beraber Türkmenlere saldırtıldığını anlattı kardeşlerimiz. Suriye Türkmenler eli silah tutan ve esede gerçekten karşı koyan milislerin nerede ise yarısından fazlasının Türkmen yiğitleri olduğunu anlattılar. Etrafımızdaki Türkmenleri yok sayarak bölücülüğü bitireceğini söyleyenlerin aziz Türk milletini kandırdığını görmek istemeyenlerin veyl başına. Türkocağındaki program çok değerli araştırmacı ve ilim adamı prof. Ahmet Arslan beğin konferansı ile davam etti. Prof. Ahmet Arslan beğ Türk milletinin yetiştirdiği nadir Türkolog ve gen araştırmacılarından birisidir. Türk devletinin bu kıymetli bilim adamından istifadesinin tam olmadığı kanaatındayım. Program sırasında Nafi başkanın yeni kitabı Gaziantep destanı herkese dağıtıldı. Nafi başkana kitap çalışmalarında başarılar diliyoruz.  Bütün bunlar olurken anamaslı Mehmet beg büyük bir fedakarlık göstererek hiç bir şey yemeden ( bakın burası çok önemli) fotograflarımızı çekmeğe ve bu güzel günümüzü tarihe mal etmeğe devam etti. Yatsı ezanını, ezanı muhammediyi huşuu ile dinledik ve konferans kaldığı yerden devam etti. Verilen arada çaylarımızı nuş ( rahmetli babamın sevdiği bir sözdür) eyledik, yeni gelenler ile merhabalaştık kimileri ile kucaklaştık, hasret giderdik ve hocamız prof Ahmet Arslan’ın sunumunu dinledik. Sunum sırasında misafirler Gaziantep’e gelmeğe devam ettiklerinden salona her gireni yazmağa gayret ettim. Saat 19,30 da Kırıkhan Yörük Türkmen derneği başkanı ve yönetiminden Mehmet ve Kerim Güzel beğler teşrif ettiler. Kendileri kayı boyu saçıkaralı oymağı mensubu Türkmen beğleridirler. Prof Ahmet Arslanın sunumunun konusu Genetik, arkeolojik ve etimolojik yönü ile insanlığın Atası Türkler, dillerin atası Türkçe başlıklı idi. Konferansı herkes büyük bir dikkat ile dinledi. Kendisi asıl uzmanlık alanı olan tıbbi biyoloji ve genetik üzerine yaptığı çalışmalarını,  konferansın konusu olan Türkçe ve Türk boyları ile irtibatlandırarak anlattılar.  Türk ocağı Gaziantep şubesinin Yörük ve Türkmen dernekleri ile yakın ilişkisini tebrik ediyor ve bütün Türkiyemize şamil olmasını arzu ediyoruz. Bu arada Gaziantep Karakoyunlular ( bu dernek ismi aziz vatanın birliği için çok önemli isimlerden birisidir) derneği yöneticileri teşrif ettiler. Afganistan Türklerinden katılan üniversiteli gençler konuştular ve ortak derdimizi Suriye ve Irak Türklerinin durumu oluşturdu. Daha sonra Azerbaycanlı öğrenciler konuşarak gönlümüzü ferahlandırdılar. Kerküklü örgenciler her zamanki gibi gönlümüzün tellerini titrettiler. Makedonyalı ve Kosovalı öğrencileri ilgi ile dinledik. Dana sonra Anamaslı Mehmet konuştular ve herkesi gülümsettiler. Allah bu anamaslı yiğit Türkmeni başımızdan eksik etmesin. Elazığlı Türkmenlerin gakkoşum sözü bizleri tekrar gülümsetti ve Mehmet Demir kardeşim Türk bayrağına bez parçası diyen ğafillerin kulağına kurşun olsun diye bir şiir okudular. Bursa’dan (hüdavendigar), muğla’ya, Antalya’dan (teke) samsun’a (canik) ,diyarbekir’den Gaziantep’e (gazi ayıntap), urfa’dan (belad-i Türkman) Kars’a kadar  herkes kendini anlattı ve gördük ki lehçeler ayrı, dil bir.  Nafi Çağlar başkanım Aziz Türk bayrağını öperek konuşmasını yaptılar. Oğuz boyları Federasyon başkanı Faik Akyıldız ( Elbeyliler dernek başkanı)  konuştular ve heyecanlı bir şiir okudular. Prof Ahmet Arslan insanlığın atası Türkler, dillerin atası Türkçe tezini Avrupalı ve Amerikalı ilim adamlarının kabulde zorlanmalarına rağmen etkilenmemelerinin mümkün olmadığını inkar etmediklerini ve bunu ifade etmekten çekinmediklerini anlattılar. DNA lar ile bu iddiasını ilim dünyasına nasıl ispat ettiklerini anlattılar. 11 bin yıllık DNA lar üzerinde yaptığı çalışmalar sonucu insanlığın göçünün ortasyadan buzul çağında başladığını anlattılar. DNA çalışmalarının arkeolojik ve etimolojik çalışmaları ile destekleyerek bu neticeye ulaştığını, mal ve kişi gibi kelimelerin bu çalışmalarında önemli katkılarda bulunduğunu söylediler.  Dr. Tahsin Parlak’ın çalışmaları bana anayurttan anadoluya Turan yolunda DNA çalışmalarında arkeolojik desteği sağladı dediler. Daha sonra Kazım Mirşan ile tanıştığını ve Böylece DNA üzerindeki çalışmalarımın doğruluğunu test etmiş oldum dediler. Tamgaların çıkış noktası olan Kırgızi coğrafyası ile insanlığın başladığını gördük ve yapılan DNA çalışmaları insanlığın orta asyadan neşet ettiğini ve bütün dünyada bu çalışmaları yapanlarca bu tezin kabul edildiğini anlattılar. Tamgaların, runik alfabenin ve rakamların atasının Türkler olduğunu ispat ettiklerini ve Avrupalı ilim adamların kasıtlı yorumları ile kendi geçmişimizi ve coğrafyamızı öğrenemeyeceğimizi ve bütün bunların kendimiz tarafından araştırılıp, yorumlanıp ilmi çalışmalar olarak sunulması gerektiğini anlattılar. Ezik ve taklitçi zihniyetle yetişen batı endeksli güya ilim adamlarımızın kendi geçmişimizi anlatamayacağını ve özgür olmayan bilim adamlarının fikrinin de özgün olamayacağını anlattılar. Güneş dil teorisinin tekrar incelenmesini ikaz ederek sözlerini bitirdiler. Daha sonra kürsüye gelen Mithat Çubuk beg de ceddimizi teşyii eden bir konuşma irad eylediler. Mithat beğ tarihimizi, özellikle dünya tarihini başkaları yazdığından kendi aslımızı başkalarının anlattığını şekilde kabul edişimizin yanlışı üzerine bir tarih öğrendiğimizi anlattılar. Tıpkı Ahmet Arslan hocamızın anlattığı gibi Mithat beğ de kendi geçmişimizin atalarımızın coğrafyasında bizzat kendimiz tarafından araştırılıp yazılması gerektiğini ve Türklerin zan edildiği gibi maddi sebeblerden ziyade, ana yurdunu ulvi gayeler ile ter ettiklerini söylediler. Yazıtlarımızın ve yazımızın çok eski olduğunu ve kuraklık bahanesi ile yurdu terk etmediğimizi, o günün şartlarında sahip olduğunuz Tek tanrılı dinimizi yayma gayreti ile göç ettiğimizi söylediler. Mithat beğin konuşmasının ardında Türkocağı’ndan ayrılıp çarşıda gece açık olan çorbacılarda birer çorba için istirahat edeceğimiz mekanlara çekildik. Saat farkını fark edemediğimizden sabahleyin bir saat erken kalktık. Saat 8.00 de kahvaltıyı yapmak üzere Elbeyli Türkmenlerinin dernek binasına vasıl olduk. Bu arada akşam geç vakitlerde geldiği için Şanlıurfa karacadağ Türkmen derneği başkanı değerli Türkmen yiğidi ve küçük kardeşim Nusret kaya ile görüşememiştik. Kendisi oğuz-beğdilli boyu Türkan oymağı (merhum Ziya Gökalp’ın aşiretidir) mensubudur. Nusret beğ kurduğu dernek ile urfamızdan bütün yurda ışık saçmakta ve bölücülüğün önünde kale gibi durmaktadır. Devletimizin devletlüleri bu kardeşlerimizi muhatap alsalar, doğunun ve güneydoğunun bu asıl sahipleri vatanın bölünmesini arzulayanlara nasıl set çekeceklerini anlatacaklardır. Fakat daima kargaları klavuz alanlar hem yurt içinde ve hem de yurt dışında Türkmenleri görmemeğe devam etmekte ve bu hal bizlerde kuşkular meydana getirmektedir. Gene adresi bulamadığından gece teşrif edemeyen bir diğer Türkmen beği ve ağabegim  Karakeçili mensubu ( otuz yıllık muhtar) Müslüm Yüksel ağabek te sabahleyin teşrif ettiler. Kendisi elinde geldiği kadar bütün Türkmen toplantılarına özellikle cindi beğ ile beraber katılmağa gayret eden gönül erlerinden birisidirler. Her oturumumuzun mevzuu ister istemez Suriye ve Suriye de sahipsiz bıraktığımız Türkmen kardeşlerimiz teşkil ettiler. Ev sahiplerimiz bizleri çok güzel ağırladılar bu hususta nafi başkana ve mahmatlı derneğinin güzide temsilcilerine ve Elbeyli derneği mensuplarına teşekkürü borç bilirim. Bu arada batı trakyadan gelen Prof Dr. Özkan Hüseyin beğ ile tanıştık. Kendisi dertli bir coğrafyanın mensubu olmasına rağmen o da Suriyeli kardeşlerimizin dertleri ile meşgul olmak için geldiğini söylediler.  Yunan baskısı altında inleyen akrabalarına ve Suriye Türkmenleri için yaptıklarına şahit olduk, kendisini tebrik ediyoruz.  Sabah kahvaltımızı yapar iken fotoğraflarımızı bu sefer anamaslı Mehmet değil, onun müennesi değerli Türkmen kızı, Aydın söke’nin efelerinin yiğit temsilcisi kardeşimiz Özge Cengiz çektiler. Asıl mesleği bankacılık olan bu kızımız bütün Yörük Türkmen derneklerinin çalışmalarında bulunup onları canlı hatıralar haline getirmekle meşgullar. Bu arada Muğla Yörük obaları dernek başkanı kardeşim Orhan Akcan beğ bizi değerli dostum Ramazan Kıvrak beğ ile telefonla konuşturdu. Ramazan beği özlemişim, bu konuşma iyi oldu. Ramazan Kıvrak beğ bütün Türk dünyasının en güzel konuşan ve en güzel Türk lehçesine sahip ve bunu en güzel bir şekilde yazıya döken değerli bir Türkmen beğidir. Yaptığı çalışmalar tarihimize ışık tutmakta ve kendisinden bütün Türk dünyası istifade etmekte ve bizi yurt dışında da en güzel bir şekilde temsil etmektedir. Ramazan Kıvrak beği ne kadar anlatsak azdır. Kendisine çalışmalarında başarılar diliyoruz. Ramazan beğ görüşme esnasında Art televizyonundan ayrıldığını ve Rumeli televizyonunda program yaptığını söylediler. Ramazan beğin müdavimleri bundan sonra Yörük obalarımız programını Rumeli televizyonunda seyredecekler.

Muğla Yörük obaları derneği tarafından 26 mayıs 2013 te Türkmen şenliklerine davet edildik. Bütün Yörükler davetlidir dediler sayın Orhan Akcan beğ.  Bu şenliklerde yağlı güreş yapılacağını ve bu güreşlere Maraş bölgesinin güreşçilerinin de davet edildiğini söylemek isterim, ilgililere duyurulur. Bu arada gecikenler tek tek gelmeğe devam ettiler. Yörüklerin anası değerli Türkmen hatunu sayın Pervin Çoban hanımefendide teşrif ettiler. Kendisi Sarıkeçililerin ve bütün Yörüklerin anası olarak tanınır. Pervin bacımızın yanında Antalya-serik ten Osman Demirel kardeşimizde teşrif ettiler. Kahvaltıya en son yetişenler arasında 11 adet yörük-Türkmen derneğinin meydana getirdiği federasyonun başkanı değerli Türkmen beği kardeşim Mustafa KUŞ beğ de teşrif ettiler. Kendisinin arabasının arıza yapmasından dolayı geç geldiğini öğrendik. Mustafa Kuş kardeşim çok önemli bir kurumun başında bulunan değerli bir Yörük kardeşimiz olup aziz vatanın birliği ve bütünlüğü için işlerinin yoğunluğuna rağmen Gaziantep teki toplantıya iştirak etmişlerdir. Temsil ettiği gücün farkındayız ve kendisini kutluyoruz.  Daha sonra Adana Akdeniz Yörük Türkmen derneğinden Yusuf Uzun beğ de  teşrif ettiler. Konya saçıkara (kayı) Yörükleri dernek başkanı değerli Türkmen beği Süleyman Avcı beğ de teşrif edenler arasına katıldılar.  Bu katılımlarla Bestami Erdem beğin boyu çoğunluğu elde etmiş gibi oldu. Bestami beği tebrik ediyoruz. Büyüğümüz, ağabegimiz sayın Cindi Yıldız beğin riyasetinde kalvaltı yapılmağa başladı. Diyarbekirden katılan kardeşim Dulkadirli beği Mahfuz Dulkadir beğ acilen ayrılmak zorunda kaldı kendisine doyamadan ayrıldık, inşallah diyarbekir ve Urfa başta olmak üzere bütün doğu vilayetlerimizde ve yurt dışında yaşamak zorunda bırakılan Dulkadirli ahfadını Maraş’ta ( yurtlarında) bir arada görmek nasip olur. 

Sabah kahvaltımız saat onda bitti. Toplantımız başladı. Toplantımız ve konuşmalar devam eder iken Bursanın Yıldırım ilçesi Kızık boyu mensubu değerli Türkmen beği Ertuğrul Süne beğ teşrif ettiler.  Sayın başkanım Nafi beğin boyunun  diğer misafiri de Cumalı Kızık tan, Kızık boyu mensubu Türkmen kardeşimiz  Ahmet Kuş beğ de teşrif ettiler.  Bu arada konuşan Suriye Türkmenleri kardeşlerimiz Türkiye Cumhuriyeti tarafından sahiplenilmediklerini ve Türkiye tarafından sahiplenildikleri oranda aziz devletimizin güneyinde yuvalanan pkk militanlarının önüne set çekebileceklerini ve Suriye de Türkiye ye karşı düşmanlık  yapanlara ve bunu düşünenlere dahi fırsat vermeyeceklerini anlattılar.  Fakat Türkiye’nin kendilerine, başkasından silah ve emir alan arap milislerinin emrine girmeyi teklif ettiğini ve bunun acı sonuçlar doğuracağını anlattılar. Şimdi güya muhalif gurubun başına bir hristiyanın (nüfusun yüzde üçü) getirilmesi bu kardeşlerimizin feryadının doğruluğunu göstermiş oldu. Milyonlarca Türkmenin yok sayıldığı bu bölgede, huzurun Türkmenler kaale alınmadan çözülemeyeceğini, huzurun sağlanamayacağını ve bir avuç pkk militanının gördüğü desteğin  Türkiye’nin güneyinde egemen olmak için hainlere güç verdiğini ve bu insanların artık esed ile birlikte Türkmenlere saldırıya geçtiğini anlattılar.  Oysa sınırımızın nerede ise tamamına yakınında Türkmenler çoğunluk  olmak üzere arap köylerinden teşkil olduğunu ve güya Kürtler (bunlarında aslı Türkmen olduğu için böyle yazıyorum) denilen insanların ırak sınırına yakın yerlerde ve az olduklarını fakat sahiplenildikleri oranda güç kazandıklarını anlattılar.

Kahvaltıdan sonra teşrif edenler arasında mahmatlı mensubu Türkmen kardeşlerimiz Hüseyin Çevik beğ ve Nahsan Yıldırım beğler  yerlerini aldılar.  Daha sonra Şahinbey ilçesi kaymakamı sayın uğur Turan beğ de kurultayımıza teşrif ettiler. Kaymakam beğ aslen Giresunlu olup bu ilimize adını veren küresun oymağından dır. Chp genel başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu da Tunceli de meskun olan bu küresun oymağının alevi kolunun mensubudurlar. Bu oymak söylem bozukluğu ile Giresun şeklini almış ve ilimize ismini vermiştir. Bu arada Nevşehir Mahmatlı oymağı menupları ve avanos mahmatlı belediye başkanı sayın Faruk Ceyhan beğde toplantımıza teşrif ettiler.  Yanımıza gelip bizimle tanışan Karakoyunlu Türkmenlerinden Dr. Muhittin Taşdoğan beğ de mensubu olduğu büyük Türkmen boyunun değerli beğlerinden olduğunu konuşmaları ile gösterdiler. Karakoyunlular tarihte devlet kurmuş bir boy olup ahfadının devletimiz ve milletimiz için çalışmaları bizlere huzur verdi.  Bu arada toplantımız Mehmet Demir Atmalı kardeşimizin güzel şiirler okuması ile devam ediyor.  Bu şiirlerden sonra okuduğu dedesi karayılan hakkındaki bozlak hepimizi duygulandırdı. Değerli başkanımız Nafi beğ de toplantımıza teşrif eden bütün Türkmen beğlerine geldikleri için teşekkür ettiler. Daha sonra kürsüyü Gaziantep Şahinbey ilçe kaymakamı çıktılar ve çok güzel bir konuşma irad eylediler. Sözlerini sahip çıkılırsa bu vatan batmayacaktır diyerek bitirdiler. Kaymakam kardeşimizin milli ve manevi değerlerimize bağlılığı herkesin takdirini kazındı.  Bu arada Şehit Kamil ilçesinin kaymakamı Mehmet Aydın beğ de toplantımıza iştirak eylediler.

Toplantımıza iştirak edemeyenlerin gönderdiği telgraflar okundu.  Gültekin Uysal beğ güzel bir konuşma yaptılar. Adana’dan katılan Türkmen genci yiğit Türkmen Gültekin Parlak beğ güzel bir konuşma irad eylediler.  Daha sonra Nafi başkanın teveccühü ile kürsüye bendeniz çıktım. Uzak yakın yurdun hemen her yerinden ve yurt dışında mahzun bıraktığımız coğrafyalarımızdan katılanlara ve öğrencilere tek tek yurtlarından ve mensubu oldukları Türk boyundan temsiller vererek katıldıkları için teşekkür ettim. Bütün katılımcıların boyları ve boyların isimleri ve manaları hakkında kısa bilgiler verdim. Bu vesile ile mikrofonu bana tevdi edenlere teşekkür ediyorum.  Konuşma yapanlar bende dahil hiç kimse hiçbir vesileyi bahane etmeden ön önemli konumuz olun Suriye Türkmenlerini durumunu unutmadan konuştu ve ne konuşsak Suriye ve Irak ta sahipsiz bıraktığımız Türkmenler hakkında oldu. Bu arada Adana Yörük Türkmen derneğin den Mustafa ve Yusuf Uzun beğler toplantımıza teşrif ettiler. Şair Orhan Karabacak beğ güzel şiirlerini iştirakun ile paylaştılar. Duygulanmamak mümkün olmadı. Gönlümüzden geçenleri şiirle okudular, ruhumuzun iştiyakına vesile oldular.  Ağzlarına sağlık diyorum.  Aziz Türk milletinin bu sese çok ihtiyacı var. Son olarak ta saçıkara oymağının eski güzel lehçesinin unutulmaması için anasına hitaben yazdığı şiirleri okudular. İstanbul lehçemiz ile unuttuğumuz o güzel Türkmen şivemizi dinlemiş olduk. Kerküklü bir öğrencimiz güzel şiirler okudular ve gönül telimizi titrettiler. Batı trakyadan katılan Prof.Özkan Hüseyin beğ de güzel bir şiir okudular. Batı Trakya cumhuriyetimizin kuruluşu ve yıkılışının acı serancamını, merhum Eşref Sencer Kuşçubaşı beğin emeklerini anlattılar. Bu Kafkas kartalı ve arkadaşları aziz vatanın selameti için canların defalarca ortaya koymuşlardır.  Batı Trakya devletinin yıkılışının 19 Ekim 1913 olmasının ve ardından kurulan Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş tarihinin 29 Ekim 1923 olmasının tesadüf olmadığını ikaz ettiler ve bunun araştırılması gereken önemli bir konu olduğunu anlattılar.  Kendi derneği adına Türk kültürüne hizmet eden beğlere Batı Trakya Cumhuriyetinin haritasını ve bayrağının resmedildiği tablo hediye ettiler. Daha sonra Elbeyli Türkmen derneğine gelen Rışvan oymağı mensubu Delyanlılar derneği folklor ekibinin güzel Gaziantep oyunlarını seyrettik ve oynadık. Rışvan Türkmeni gençlerin güzel oyunlarını seyrederken Türkmenin özünün hasına vardık. Toplantımız arkadaşlarla vedalaşma ile bitti. Bu toplantımız süresince bize hizmet eden Mahmatlı Derneği  isimlerini zikredeceğim gençleri bizleri çok memnun ettiler. Sayın Mahmut Özay, bilal Geçer, İbrahim Özalkan, Ziya Tan, Metin Tan, Reşit Zirek, nafi Çağlar, Reşit Tan, Ökkeş Kurt, Ersin Özalkan, Aşkın Nafi Filiker, Murat Özay, Mehmet Tan kardeşlerime ve Türk dünyası gençlerini toplantımıza davet eden Gaziantep oğuz boyları derneği başkanı sayın Ökkeş Gün begefendiyede teşekkürü borç bilirim. Ayrıca Kosova, Makedonya, Arnavutluk, Kazakistan, Afganistan, Irak, Suriye gelen ve çalışmaları dolayısı ile toplantımıza katılamayan Türkmenistan ve Özbekistanlı gençlere teşekkür ediyorum.

Nafi başkanla da vedalaşarak Gaziantep’ten ayrıldık ve refikim Arif Sarıtürk beğle beraber salimen Maraşımıza vasıl olduk. Bu gibi doğu ve güneydoğunun Türkmen varlığını ortaya koyan toplantılarımıza sağır sultanın duyacağı vakte kadarda devam edeceğimizi söylemiş olalım. Vesselam

Abdulbaki Günışığı

Önceki ve Sonraki Yazılar