1. YAZARLAR

  2. Abdulbaki GÜNIŞIĞI

  3. Urumçi Den,Telafer’e Türkün Gözyaşları
Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Yazarın Tüm Yazıları >

Urumçi Den,Telafer’e Türkün Gözyaşları

A+A-
Yazıyı Dinle

Haziran ayının onbeşinden itibaren aynı yerden emir almış gibi aziz Türk milletinin yüreği burkuk iki ayrı parçasına kor düştü. Birincisi 1950 de İslambay batur hanın şehadetinden ve İsa Yusuf Alptekin begin riyasetinde yüzbin kişi civarında bir nüfusun ana yurttan anadoluya göçlerinin üzerinden geçen altmış sene içerisinde aralıklarla büyük katliamlar ve yüzlerce, binlerce defa mahkemesiz idamlar ile  sindirilmek istenen  Doğu Türkistanımızdır. Gözleri kör oluncaya kadar Anadolu Türklüğüne bu mazlum  ve elimizin ulaşmadığı vatan parçamız doğu Türkistanımızı anlatmağa çalışan İsa beg rahmete kavuştuktan sonra çin daha bir azgınlıkla asimilasyonu hızlandırmış, aileler parçalanıp Türk kızları Çinliler ile evlenmege zorlanmış, nükleer deneylerin yapıldığı lobnor çölünden havaya karışan nükleer artıklar Türk çocukları üstünde kalıcı hasarlar bırakmış, çeşitli bahaneler ile dillerini ve dinlerini muhafaza etmelerine izin verilmemiş, bütün bunlar yetmiyormuş gibi taa oradan çinden hükümetlerimize baskı yaparak rahmetli İsa Yusuf Alptekin begin isminin verildiği parkların isimlerinin kendi iç işlerine müdahale olduğunu beyanla bu parklarımızın isimlerinin değiştirilmesine sebeb olmuştur.

     Bu hükümetlerimizin bir türlü hatırlamak istemediği vatan parçamız üstünde en az elli milyon çeşitli boylardan olmakla beraber büyük çoğunluğu Uygur boyundan olan kardeşlerimiz yaşamaktadır. Gözleri yıllardır büyük vatan bildikleri Türkiyededir. Fakat gelmiş geçmiş Türk hükümetleri bir türlü gerekli ilgiyi bu mazlum kardeşlerimize gösterememişlerdir. Son on yıldır Türkiyenin yönetiminde söz sahibi olan Ak parti hükümetinin ise gözü sadece Filistin ve diğer arap coğrafyasını ve orada olan biteni görmekte ve bu kendi kanımızdan kardeşlerimizin feryadına bir ses vermemektedir. Koskoca İslam dünyasının 300 milyar dolarlık ticareti sadece bu zalim çin iledir. Hacca giden bütün hacılar bu kardeşlerimizin kanına ekmek doğrayan zalimlerin malını almakta ve yurdumuzda binlerce kişi bu zalim millet ve devletten ticaret yapmaktadırlar. Bir aylık dahi olsa ihtar için çin ile ticaretin kesilmesi dahi çini bu yaptığı zalimlikten vazgeçirecek güçtedir. Müslümanlar bir yürek olmayınca bu acıları daha çok yaşayacağız gibi görünmekte ve fakat asıl kendi kanımızdan olanlara bizim bigane oluşumuz içimizi ayrı bir acıtmaktadır.

  İkinci acı hadiseler zinciri ise burnumuzun dibinde, sahipsiz bıraktığımız Kerkük Türkmenleridir. Bu kardeşlerimizin olduğu coğrafyada bizden  ve ingilizden aldıkları para ve silah   neticesinde palazlanan Barzani ile güneydeki şii Arapların arasında elinde kendisini savunacak bir tane tabancadan yoksun bu kardeşlerimiz son aylarda çeşitli şekillerde suikastlara uğramakta ve devlet ve hükümet olarak sadece yaralıları Türkiye getirip tedavi etmekte yetinmekteyiz. Köpekleri salıp taşları bağlayan hükümetimiz, bir tane televizyon kanalı açmakla ve birkaç tane Türkmen örgenciyi okutmakla güya bu kardeşlerimize sahip çıktığını zan etmektedir. Görünen odur ki bu coğrafyada bizim sayemizde silahlanmayan sadece Türkmenlerdir. Bin dört yüzyıldır buralarda hükümet eden bu kardeşlerimiz bizzat kendi elimiz ile silahsızlığa ve kendini savunamaz hale getirilmiştir. Kerkük Türkmenlerine her türlü yardımın yapıldığını arsız bir şekilde anlatan , hükümetin ırak danışmanına, neden silah verilerek bu insanların kuzu gibi boğazlanmayı beklemesinin önlenmediği sorulduğunda cevap verememiştir. Doğu Türkistanın uzak olması ve elimizin oralara uzanamamasını  bahane edenlerin, hemen elimizin altında bizim sayemizde katledilen bu kardeşlerimizin kanının hesabını nasıl vereceğini merak ediyorum. Kendi kardeşlerine ağlamayan gözler çıksın demekten başka bir şey elimizden gelmez. Dünyaya düzen verecek kadar büyüdüğümüz iddiasını daima hatırlatan hükümete her gün orada burada şehit edilen Iraklı Türkmen kardeşlerimiz için ne yapıyorsunuz diyoruz ve ihtar ediyoruz. Eğer bu kardeşlerimizin kendilerini savunacak silahlar bizim tarafımızdan verilmez veya bizzat bizim elimiz ile savunulmaz  ve  bu katliamlar devam eder ise hem bu dünyada ve hem de öbür dünyada iki elimiz sadece filistine ağlayan hükümetin yakasında olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar