M.Fatih ERDOĞAN

M.Fatih ERDOĞAN

Yaşamak Bu Yangın Yerinde

Ben ne zaman gelecekle ilgili ümitsizliğe kapılsam Milli Şairimiz Mehmet Akif’in Safahat’ını okumaya başlarım. Safahat okumak beni rahatlatır, geleceğe dair kaybolan güven hissiyatımı yeniden kazandırır.

Bu günlerde Safahat elimden hiç düşmez oldu. Bu durum elbette hayra alamet değil. Demek ki gelecekle ilgili kaygılarım çok fazlalaştı. Nasıl fazlalaşmasın ki, canım ülkem yangın yerine dönmüş. Her yanımız alev alev yanıyor. Anaların gözyaşı ırmak olmuş yatağından taşıyor.

‘Balık baştan kokarmış’ vallahi doğru. Başımızda iktidarı bırakmak istemeyen ve bu uğurda her türlü yöntemi mubah sayan, sağa sola; ‘başınıza kaçak saraylar kadar taşlar düşsün’ diye beddualar eden liderler varken geleceğe dair kaygılarımız nasıl artmasın ki a canlar? Asla bir araya gelemeyen, birlikte bir çay bile içemeyen, hiçbir zaman vatandaşın dertlerini konuşamayan siyasiler bizleri elbette derin derin düşündürüyor. Ülkemde her gün toprağa düşen canlar varken, göz göre göre yapılan haksızlıklar, hukuksuzluklar, adaletsizlikler varken gelecekle ilgili rahat olunabilinir mi sizce?

Tüm bu yaşananlar ortada dururken aklı başında insanların geleceğe dair kaygıları olmaz mı Allah aşkına? Düşünen insanlar elbette huzursuz olacaktır böyle günlerde. İnanın, ‘eyvah parçalanma sırası bize geldi, iç savaş çıktı çıkacak, kardeşkanı oluk oluk akacak’ türünden düşüncelere kapılarak yemekten içmekten kesiliyor vatandaş. Sizleri bilmem ama benim psikolojim her geçen gün biraz daha bozuluyor. Bu ruh haliyle Akif’te, Onun Safahat’ında arıyorum çareyi.

Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak... 
Alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak.

Dünyada inanmam, hani görsem de gözümle. 
İmanı olan kimse gebermez bu ölümle:

Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.' 
Davransana... Eller de senin, baş da senindir! 

His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin? 
Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin. 

Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz? 
Kendin mi senin, yoksa ümidin mi yüreksiz? 

Âlemde ziya kalmasa, halk etmelisin, halk! 
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk! 

Akif’in hiç sevmediği davranış ümitsizliğe kapılmak, olumsuzlukları kabullenmek ve çaba göstermemektir. Ey genç kardeşlerim, gün elleri böğründe oturacak/yatacak gün asla değildir. Yangın yerine dönen vatanımız bizlerden bir kez daha hizmet beklemektedir. Her santimetre karesi şehit kanıyla yoğrulmuş bu cennet vatanda kendi çocuklarımızın özgürce, güven içerisinde ve mutlu bir biçimde yaşamalarını istiyorsak, hırsızlarla, arsızlarla, zorbalarla mücadele etmeliyiz. ‘Bu vatan bizim’ diyerek ev ev, sokak sokak gezerek insanlarımızı bu düzene ve geleceğe karşı uyarmalıyız.

Fikirlerine katılmasam da içinde bulunduğumuz durumu yansıttığına inandığım için yazıma Ataol Behramoğlu’nun ‘Yaşamak bu yangın yerinde ’ isimli şiiriyle son vermek istiyorum.

Yaşamak bu yangın yerinde 
Her gün yeniden ölerek
Zalimin elinde tutsak 
Cahile kurban olarak
Yalanla kirlenmiş havada
Güçlükle soluk alarak
Savunmak gerçeği çoğu kez
Yalnızlığını bilerek
Korkağı döneği suskunu
Görüp de öfkeyle dolarak

Yaşamak görevdir yangın yerinde
Yaşamak insan kalarak

İnsan kalabilmek için oylarımızı ‘Geleceğe vermeliyiz.’

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
M.Fatih ERDOĞAN Arşivi