A.Süreyya Durna

A.Süreyya Durna

ELBİSTAN’DA GÜREŞ NEDEN YOK?

Dokunuş

Bizim memlekette güreş deyince,

Akan sular durur er meydanında.

Yağız pehlivanlar kispet giyince,

Benliğini korur er meydanında.

A.S.D

Önce bir anekdot.

Galiba 2004 yılındaydı. Halkın hissiyatını nazarı dikkate alarak, rahmetli Bekir Böke ile Elbistan’da illa da özlemi duyulan eski güreşlerin yeniden canlandırılması yönünde fikir yürütüyorduk. Hatta bu hususta arayış içerisine bile girmiştik. Öncelikle Belediye Başkanı Abdullah Paksoy’un makam kapısını çalarak, Elbistanlıların genel istikametteki arzularını aktardık.

İşin açıkçası, adam kafasını kaldırıp doğru dürüst yüzümüze meyyal bakmamıştı. Burnu yere paralel konuşarak, belli ki başından savmak istiyordu. Hem teklifimize, hem de bize karşı gayet soğuk davranmıştı.

Ayrıldığımızda hayli üzgündü Bekir Ağabey. Bir türlü kabullenemiyordu olayın mahiyetini. Bense ara sıra hakkında olumsuz yazılar yazdığıma yorumlamıştım, yüze alınmadığımızı. Rahmetli koca pehlivanla bir miktar parkta oturduktan kelli, söz konusu olay üzerine şöyle kavilleşmiştik: “Hiçbir yerde anlatmayacağız yüze alınmadığımızı…” Saklı tutacaktık.

Yani içimize sindiremediğimiz prestij kaybımızı, hiç kimseye duyurmayacaktık. Öyle de uyguladık kavlimizi yıllarca.

Sonra mahalli seçimlerde Durmuş Küçük Belediye Başkanlığını kazanınca, sosyal etkinlikler kapsamında ilk defa uzun süre (belki de çeyrek asrı aşkın) yapılamayan; güreşleri yaparak bir nevi Elbistan halkının lavını söndürmüş oldu. Hasret kaldıkları güreşlerden dolayı gönüllerini almıştı böylece.

Çok da güzel neticelenmişti, söylemek gerekirse. Şahsi gözlemlerime göre dört dörtlük bir organizeydi. Bilhassa katılım potansiyeli mükemmeldi. İzleyicilerin mutluluğu yüzlerinden okunuyordu rahatça. Sanki bir yitiklerini yeniden bulmuş gibi sevinçliydiler.

Rahmetli koca pehlivanla bizim mutluluğumuz ise, halk adına hat safhadaydı. Devamı gelir düşüncesiyle teşekkür etmiştik başkanımıza. Konuştuğumuz ve meydanda röportaj yaptığımız herkes memnuniyetini tescillercesine; “İşte bu!” diyorlardı, isteklerinin çap karşılığına. Haricen şu ve benzeri ifadeleri sıkça terennüm etmekteydiler:

“Komşu ve kardeş ilçelerimizden Afşin’de, Göksun’da, İlimiz Kahramanmaraş’ta ve birçok kasabalarda her yıl aralıksız düzenlenen güreşler; en büyük ilçemizde neden faaliyet kapsamında görülmüyor? Neden, ata sporumuza soğuk bakılıyor? Neden arzularımız ve iştihamız kursağımızda kalıyor? Neden ve neden?..”

Haklı gerekçelere dayanıyordu soruları. Hissiyatlarını güncelliyorlardı.

Öyle ya…

Afşin’de, Göksun’da ve sair kasabalarda icra edilen güreşler; koskoca Elbistan ilçemizde niçin yapılmasındı? Güçsüz müydü burası? Halkın temayülü mü yoktu? Başka bir gelenekten mi geliyorlardı?..

Evet, oysa her şey var güzelim ilçemizde. Üstelik ziyadesiyle… Gel gör ki mahalli idarecilerimizde, nedense bir ilgisizlik hâkim ata sporumuza karşı. Diğer bir ifadeyle, bir duyarsızlık mevzubahis bu ortak hissiyata…

Hani adam demiş ya, yastık arkadaşına: “Bre işi rast gelesice hanım! Yağ var, şeker var, un var, baharat var… O halde bu helvadaki tatsızlık niye?”

Biz de soruyoruz, hakikaten adıyla sanıyla maruf ilçemizde söz konusu ihmalkârlık niye?

Eskilerin deyimiyle; “At değil, deve değil…” Altı üstü nedir ki yani? Çok mu zor bu aylarda bir günlüğüne bir şenlik ortamı oluşturmak? Umumi inisiyatifi öne çıkartmak?..

Eğer iş sponsorluksa, ben inanıyorum ki esnaflarımızın ve iş adamlarımızın çoğu sponsor bir ruha sahiptir. Teşebbüse geçilsin yeter ki…

Henüz vakit geçmiş sayılmaz. Biz kuzey ilçelerden sorumlu Mazhar Türk beyden ilk yılın heyecanını yeniden görmek ve yaşamak istiyoruz. Bunu da sosyal çerçevede bir hak ve hakkımız olarak düşünüyoruz.

İnşallah “makes” bulur.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
A.Süreyya Durna Arşivi