1. YAZARLAR

  2. Abdulbaki GÜNIŞIĞI

  3. Yeni Anayasa çalışmaları ve Kafkas Kültür dernekleri’nin talepleri:
Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Anayasa çalışmaları ve Kafkas Kültür dernekleri’nin talepleri:

A+A-
Yazıyı Dinle

 

Yeni anayasa çalışmaları için hükümetin bütün sivil toplum örgütlerin den teklif ve çalışmalara katkılarının sunulmasını istemesinden sonra doğu Akdeniz Kafkas dernekleri federasyonu da bir çalışma yapmış ve mecliste gerekli yerlere bunu ulaştırmış ve şehir şehir gezerek mensuplarına bu çalışmalar ile neyi hedeflediklerini ve yeni anayasadan Kafkas kökenli insanlar olarak neler beklediklerini anlatmağa başlamışlardır.

08.04.2012 tarihinde ki toplantıda Kahramanmaraş Kafkas kültür derneğinde yapıldı.Federasyon yöneticileri küçük bir kitapçık haline getirdikleri istek ve temennilerini toplantıya katılan dernek mensuplarına dağıttılar ve toplantılarda yaptıkları konuşmalar ile de asıl gayelerinin ne olduğu hakkında açıklamalar yapıp soru ve cevaplar ile de konunun daha iyi anlaşılması için katılımcılardan gelen soruları cevapladılar.

Federasyon başkanı yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi.

1-Osmanlı devleti zamanında demokrasi olmamasına rağmen Çerkes toplumunu kalkındırmak için çerkes teavun cemiyetinin kurulduğunu ve açtıkları özel okullar ile kendi dillerinde eğitim aldıklarını ve bu günün koşullarından daha zor şartlar altında bunu yapabildiklerini ve şimdi şartların dahi iyi olması neticesinde  gene aynı derneğin çerkes kadınları teavün derneği olarak kurulduğunu ve çalışmalara başladıklarını anlattılar.

2-Söz arasında ubıhçanın Anadolu topraklarında kaybolduğunu ve dillerini unutmak ile yüzyüze oldukları ve bunun olmaması için devletten anadillerinde eğitim hakkını ve bu eğitimin devlet tarafından verilmesini ve ana okulundan itibaren üniversiteye kadar merhaleler halinde eğitim almak istediklerini dile getirdiler.

3-Anadolu’ya gelirken Türkçe bilmediklerini ama şimdi anadillerini unuttuklarını söyleyerek bu gidişe bir dur demenin zamanı geldiğini söylediler.

4-Söz alan avukat arkadaş ise manyastaki çerkes sürgünü ve neden yapıldığını ve geçmişteki çerkes büyüklerinin bazılarına yapılan haksızlıkları özellikle Rahmetli Ethem beğe hain denilmesinin kendilerini üzdüğünü ve çerkes köy isimleri ile çerkesçe soyisimlerini kullanamadıklarını ve bunların iadesini beklediklerini ifade ettiler.

5-Avukat beğ de ubıhçanın anadoluda unutulduğunu ve kaybolduğunu iddia ettiler.

6-Anayasada geçen  Türk vatandaşlığı cümlesinin yanlış olduğunu bu cümlenin bir etnik gurubu işaret ettiğini oysa Türkiye’de bir çok etnik gurubun olduğunu ve bu cümlenin Türkiye veya Türkiyelilik olarak değişmesi gerektiğini ve bunun la beraber devletin bir Resmi dininin(İslam) olmaması ve bütün dinlere eşit mesafede olacak gerçek laikliğin şartlarının yerine getirilmesini beklediklerini ifade ettiler.Kitapçıkta yazan bir çok isteğin açıklaması yapıldı.

7-Suriye’deki hadiselerde zarar gören üçyüz Çerkes ailenin Kafkasya ya gitmek istediklerini ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin yardımını alarak Rusya ile görüştüklerini fakat Rusyanın buna sıcak bakmadığını fakat işin ucunu bırakmadıklarını anlattılar.

8-Devletin çerkes toplumunun dertleri ile ilgilenmediğini derneklerinin yapılmasında kimsenin katkısı olmadığını ve kendi üyelerinin katkıları ile bunları başardıklarını ve bu kültür çalışmalarında yalnız olduklarını söylediler.

9- Konuşmacı Türk kültürünü küçük görerek bir çok kültür birikimini çerkesler sayesinde edindiklerini mesela soy adı ve lakaplardan habersiz olan Türklerin soy adı ve lakapları çerkeslerden öğrendiklerini söyledi.

10-Çeçen Kafkas derneği başkanı da bu minval üzere konuştu.Özellikle Kafkas kültür derneği adı altında bütün Kafkasyalıların birlik olmasını istediğim yıllarda suçlandığım Çeçenlerin ve çeçen   Kafkas derneğinin yeni  başkanının bu konuşmalara destek olmasına şaşırdım.Bütün bunları dinlerken cevap vermek üzere notlar almıştım.Fakat yapılan toplantıyı provake etmiş olmamak için açıklamalarımı orada yapmak istemedim Sayın federasyon başkanı Türk kültüründe soy adı ve lakap olmadığını söyleyerek yaşadığı vatandan ve aziz Türk milletinden habersiz olduğunu göstermiş oldu.

Türklerin üç büyük boya ayrıldığını(Kıpçaklar, oğuzlar ve karluk boyları) ve bu boyların yüzlerce oymağa ve binlerce aileye ayrıldığını her ailenin bir ismi ve tamgasının olduğunu ve bu milletin yüzyıllardır alfabe kullanıp dağa taşa tamgasını vurduğunu ve milyonlarca cilt eserlerinin yakılmasına ve yıkılmasına rağmen dünyanın en büyük arşivine sahip olduğunu, yüzyıllarca yaptığı eserlerini düşmanlarının yıkmakla bitiremediğini ve kendisine yapılan bütün hainliklere rağmen kin tutmayacak görgü ve medeniyette olduğunu, en zor günlerinde dahi dünyanın neresinde ve hangi millete ve hangi dine mensup olursa olsun mazluma arka çıktığını, en büyük özelliğinin de tarihin her devrinde dünyanın en büyük devletlerini kurduğu ve bunun bir çoğunun yüzlerce yıl yaşadığı coğrafyanın Türklerin Türkeli dediği kafkasyada olduğunu bilmediğini görüyoruz.

Ayrıca kabartay boyunun Asena boyuna mensup kabarlar olduğunu ve kırımlı bir kabile olup Kafkasya ya sonraki asırlarda yerleştiğini ve Macarların daveti ile onlara Han olmak ve onuncu Hun boyunu meydana getirmek için Macaristana gittiklerini bildiğini zan etmiyorum.Yer isimleri  meselesine gelince inanın bu konuda en büyük şikayeti Türklerin yapması lazım.

1930 dan itibaren atalarının verdiği bin üç yüz yıllık yer isimleri roma ve yunan isimleri ile değiştirilmiş ve bunu yapanların maksatlarını aziz Türk milleti çok iyi bilmekte ve bu isimleri geri istemektedir.Çerkes köy isimlerinin tamamının tekrar verilmesini ve bunu yaparken samsun(canik), mersin(içil), Yozgat(bozok) v.b isimlerinde iadesini istiyoruz.Çeçenistana yardım meselesine gelince, Kafkas Kültür derneğinin kuruluşunda bulunan ve Çeçenistana yapılan yardımlarda çalışan bir insan olarak orada duyduğum sözlerden çok üzüldüğümü belirtmek isterim.Çeçen Kafkas derneğinin başkanı olarak konuşan arkadaşın çeçenistana kimlerin yardım ettiğini ve Aziz Türk milletinin evlerinde çeçen bayrağını bulundurduğunu ve kendi bayraklarının yanına astığını ve çeçenistanda Rusların çeçen kardaşlarımıza uyguladığı soy kırım ve eziyete gözyaşı döktüklerini hatırlamamasına çok şaşırdığımı söylemek isterim.

Kafkas kültür derneğinde oturan hazirunun büyük çoğunluğunun ne yapılmak istendiğinin farkında olmadığını söylemek isterim.Kendi işinde ve gücünde olan yaşadıkları yeri ve yurdu Vatanları bilen bu insanlar hiçbir soru sormayarak aslında sessiz bir tepki vermişlerdir diye düşünüyorum.

Federasyon başkanı bizim bayrak ile resmi dil ile bir meselemiz yok demek zorunda olsa bile bu isteklerinin nerede ise kırk yıldır aziz Türk milletinin başına bela olan pkk terörü ile yapılmak istenenler ile birebir örtüştüğünü bilememesi imkansızdır.

Şimdi yukarıda sıraladığım birkaç istekleri ile ilgili cevapları vermek istiyorum.

Kitapçıktaki diğer hususlar herkesin kabul edeceği umumi arzular olduğundan burada yer vermek istemiyorum.İlk önce biz anadoluya gelirken Türkçe bilmiyorduk şimdi anadilimizi konuşamıyoruz cümlesinin cevabını bir Kafkas göçmeni olarak verelim.1918 de Trabzon’da bir araya gelen bütün Kafkas toplumlarının önderlerinin katkısı ile kurulan birleşik Kafkas cumhuriyetinin resmi dilinin Kumuk lehçesinde Türkçe olarak tespit edildiğini ve Rusça resmi dilimiz olsun diyenlerin azınlıkta kaldığını ve Türkçe’de karar kılındığını unutmuşa benziyorlar.

Kafkasyada hiç kimsenin bilmediği bir dil resmi dil olabilir mi? Köylü ve çiftçi bilmeyebilir fakat yüzyıllardır anadoluda ve balkanlarda birlikte yaşadığımız ve Aziz Türk milletinden ayırmadığımız ve aslında Kıpçak boyları olan Kafkasyalıların okumuş yazmış kısmının Türkçeyi gayet iyi bildiğini hatırlatmak isterim. Büyük Kafkas sürgününden yüzlerce yıl öncesinde Anadolu ve balkanlar ile mısırda kafkasyalıların bulunduğunu ve bu insanların 1918 yılında birleşik Kafkas devletinin kuruluşunda katkı sağladıkların unutmuş görünüyorlar. Üstelik Kafkasya’daki insanların en az yarısı Kıpçak lehçesi ile oğuz lehçesinin arasında bir Türkçe ile konuşan topluluklardır. Misal vermek gerekirse, karaçaylar, Balkarlar,Kumuklar,Nogaylar,Stavrapol Türkmenleri ve v.b gibi topluluklar Türkçe konuşmaktadırlar.

Mısırda Osmanlıdan önce kurulan son Türk devletinin kurucularının ilk 23 tanesi Kıpçak Türkleri olup arada bir tane arap asıllı han olmakla son 24 tanesi Atabeğlik yaptıkları Kıpçaklardan hanlığı devir alan çerkes boylarıdır. Bu çerkes hanlar yıllarca bu devleti yönettiler ve nüfusun ezici çoğunluğu Arap olmasına rağmen devletin sahiplerinin kendileri olduğunu bildiklerinden Arapları askere almadıkları gibi ne devletin adını ve nede resmi dilini değiştirmeyi akıllarından geçirmediler üstelik o zaman demokrasi denen şeyde yoktu ve han olan istediğini yaptırabilirdi. Devletin adı devlet-i Türki idi( Anadoluda kurulan Türk devletinin adı Osmanlı iken) ve Resmi dilide Türkçe idi. Fakat yedikleri kaba tükürmek gibi bir şenaatı asla işlemeyecek asalete sahip Kafkasyalı hanlar devletin resmi dilinden ve isminden rahatsız olmadılar ve devleti yönetmeğe devam ettiler. Bu devlet yıkılınca ve daha sonraki yıllarda Suriye ve mısır arasında bir çok mıntıkaya dağılan çerkeslerin dillerini hala unutmadıklarını görmekteyiz. Dillerini unutup Arapça konuşan Kıpçak Türkleri, Osmanlı Türkleri ve çerkesleri şimdi mensubu oldukları Hanefi mezhebinden ve aile lakaplarından tanımaktayız. 1500 lü yıların Türkmen boylarında erkek çocuklarına çerkes ismi vermek adeti vardı. Aziz Türk milleti çerkesleri ayrı bir millet olarak görmediğinden çocuklarına çerkesler gibi yiğit olsunlar diye çerkes ismini verirken yüzlerce yıl sonra bunların konuşulacağını akıllarına dahi getirmemişlerdir. Anadoluya gelirken büyük çoğunluğun Türkçe bilmediğini kabul ediyoruz fakat üst tabakanın gayet güzel Türkçe bildiğini ve Türk devletinin en üst tabakalarında görev aldıklarını ve Osmanlının zor günlerinde teşkilatı mahsusa gibi Türk ocakları gibi kuruluşların ilk anlarında kurucu olarak bulunduklarını iftiharla biliyoruz. Ethem beği( o yıllarda resmi tarih kime hain diyorsa tam tersi kendileri bizzat haindirler. Aziz Türk devletinin kurulmasında emeği ve kanı bulunanlara yapılan iftira ve eziyetler aziz Türk milletinin sinesinde kazılıdır ve asla unutulmaz),ömer Seyfettini, eşref sencer Kuşçubaşıyı, İsmail Berkuku, Mehmet fethgerey Şenau(beşiktaşın kurucusu) rahmetliyi ve yüzlercesini sayabilirim.O zaman devletin bekası için çalışan ve Atatürkün en yakın arkadaşları içinde birçok Kafkasyalı büyüğümüzün olduğunu cümle alem bilir. Egedeki çerkes sürgününün neden yapıldığını ve sonuçta neden iade-i itibar edildiğini rahmetli Mehmet fetgerey Şenau beğ meclisteki uzun ve daha sonra kitap yapılan konuşmasında yunan devletinin oyununu anlatmış ve bu işi yapanların cezalandırılmasını sağlamıştır  Çeçenistan savaşında ve Bosna savaşında bu aziz milletin kimi ne gözle gördüğünü dernek yöneticileri görememişler. Bosna da öldürülen yüzbinlerce boşnağa katillerin başı Karadziç(maalasef bunlarında aslı Türk olup slav ve Ortodoks kültürü altında değişmişler fakat insan isimleri ve yer isimleri bizden hatıra kalmıştır. Tıpkı bu katilin karaoğlu ismini taşıdığı gibi) denen alçak bütün Türkleri öldürün diye emir vermiş ve bizim Boşnak dediğimiz din kardaşlarımızı Türk diyerek öldürmüşlerdir. Aziz Türk milleti çerkeslere de  Çeçenlere de aynı gözle bakar ve Şeyhşamili(şamili bilmeyen atasını ne bilir şiiri gözyaşları içinde okunur daima.) kendi büyüklerinden sayar ve hürmet eder. Şimdi Suriye den kaçan binlerce insana kucak açan aziz Türk milleti Kafkaslarda tıpkı çeçenistandaki gibi istemediğimiz elim hadiseler olsa gene bağrını açmakta tereddüt etmez. Mazluma sahip çıkmak ve ırkçılık yapmamak aziz Türk milletinin kanında vardır. Aziz milletimizi anayasada Türk ismi geçiyor diye ırkçılıkla suçlayanlar oturdukları dalı kestiklerinin bilincinde değillerdir. Dünyada bir milyardan fazla müslümanın gözbebeği Türkiye Cumhuriyeti ayakta kalan tek bağımsız İslam devletidir bunun farkında olmak ve bastığımız yerin ayaklarımızın altından kaymasına sebep olacak sözler ve fiillerde bulunmamak en azından minnet duygumuzun bir eseri olmalıdır. Rusyanın kendi anavatanları olan kafkasyaya kabul etmediği üçyüz aileyi dile getirenlerin üçyüzbin aile olsa her müslümanın sığınabileceği bir yurt olan bu devleti kimlerin kurduğunu hatırlamasını isteriz.Bu devlet aziz Türk milleti tarafından bindörtyüzyıl önce şehit kanları ile kurulmuş  ve bütün mazlumların sığınacağı tek melce olmuştur. Yıllarca.Suriyede veya herhangi bir yerde zulme uğrayan insanların buna Yahudiler ve hristiyanlar da dahil, daima sığınağı aziz Türk devleti ve milleti olmuştur.Anayasada geçen Türk ismine gelince( Avrupalı devletler Osmanlı devleti için her yerde Türkiye ve Türk ismini kullanırken aziz ecdadımız millet kısmına İslam yazmıştır.Türkiye cumhuriyetini kuran aziz büyüklerimizde Türk ismini İslam manasında bilerek kullanmışlar ve daha sonra bazı dinden habersiz insanların tıpkı Arap baas partileri şeklinde tavır almaları aziz Türk milletini hiçbir zaman bağlamamıştır.) Avrupalıların gözünde nasıl ki bütün İslam alemini şamil ise bizde aynı duygulara sahibiz. Avrupa’daki devletlerde vatandaşlık bizden farklı mı? Bir Alman vatandaşı Almanya değil alman vatandaşıdır. Bir Fransız vatandaşı Fransa değil Fransız vatandaşıdır. Bu vatandaşlıkta adamı ne alman nede Fransız yapar, sadece devletin birliğini sağlar. Sayın federasyon başkanı Kafkasyalı yerine adige ve çerkes ismini kullanırken kafkasyanın yarısının adige ve çerkes olmadığını(Ruslar bu çok çeşitli dilleri olan aziz Kafkasyalıları birbirine düşürmüş ve vatanlarını işgal etmiş iken hala şimdi yaşadığınız vatanın aynı duruma düşmesini istemeniz tarihi bilginizin önüne duygularınızın geçtiğini ve atalarınızın yaptığı hatayı ( üstelik 1918 de kurdukları devlette bu hataya düşmemişlerdi), tekrarladığınızı düşünüyorum) ve Kafkasya da yirminin üzerinde dil ve onlarca lehçenin bulunduğunu( birkaç örnek verirsek Abazalar ve lehçeleri adıgeler ve lehçeleri, avarlar ve lehçeleri,lezgiler ve lehçeleri,alanlar(kuşha ve oset ) ve lehçeleri,darginler ve lehçeleri ve diğer Türkçenin lehçelerini konuşanlar) ve herkesin bu ismi kabul etmeyeceğini hiç düşündünüz mü. Biz düşünmedik çünkü biz çerkes ismini bütün kafkasyayı şamil Kafkasyalı demek olarak anlıyoruz ama siz Türk ismini Anadolu da ve balkanlarda yaşayan bütün Müslümanları şamil olduğunu anlamamazlığa gelerek Türk ismini etnik bir isim olarak telaffuz ediyorsunuz sizin dediğiniz gibi olsa idi yüzlerce yılda bu dilden başka dil konuşmağa izin vermez ve yıkılan devletimizin arkasından elli devlet ve bir o kadar da millet ortaya çıkmasına izin vermezdik. Türk isminden rahatsız olanların şunu bilmesi lazım ki  aziz Türk milleti bu rahatsızlığın sebebini ve ne yapması gerektiğini gayet iyi biliyor. Gene yukarıda ubıhcanın Anadolu topraklarında kaybolduğunu ve bunda suçun Anadolu Türklerinin ve devletin olduğunu ima eden konuşmacının tarihten ve Türk milletinden habersiz olduğunu görmekteyim. Ubıhlar şimdi ve Türkiye ye gelirken zaten ubuhca değil Abzehçe konuşuyorlardı. Abzehçenin yanında eski dilleri olan ubuhçayı bilenlerde bu dili değil evlatlarına abzehçeyi öğretmişlerdir. Eğer ubuhca unutulmuşsa bunu abzehler asimilasyon olsun diyemi yaptılar. Kafkasyada kendi dilini vatanının birliği için terk eden bizzat ubuhların kendileridir ve isteyerek bilerek abzehçeyi kullanmağa başlamışlardır bundaki tek sebeb de kafkasyayı bölen dil çeşitliliğinin zararını görmeleri ve tek dil olsun devlet ve millet tek olsun diye yapmışlardır. Bu gün bir dil bir insan diyen bir peygamberin getirdiği İslam dininin mensupları olarak herkesin kendi dilini öğrenmek ve konuşmak hakkının olmazsa olmaz bir hak olduğunu biliyoruz. Fakat tarihin hiçbir çağında ırkçılık hastalığına düçar olmayan aziz Türk milletini ırkçılıkla itham etmek en basit bir ifade ile vefasızlıktır.

Eğer asimilasyon kelimesi kullanılacak ise ubıhların abzehleri suçlaması gerekmezmi. Anadoluya gelmeden kısa bir zaman önceden başlayarak kendi dillerini abzehçe ile değiştiren ve bu gün bu dili konuşanların aziz Türk milletini suçlamaları için abzehçeye konuşma yasağı getirip şimdiye kadar unutturmuş olması gerekmez mi idi. Yüzyıllarca Arap topraklarını yöneten ecdadımız Türkçeyi unutarak Arapça konuşmakta ve bundan dolayı da Arapları suçlamamaktadırlar. Balkanlarda ve diğer Osmanlı coğrafyasında devleti kuran ve yöneten olmasına rağmen tek asimile olan millet Türklerdir. Elli senede hindistana ve kuzey afrikaya Avrupalılar kendi dillerini öğretmiş ve Arapça ile hintçeyi nerede ise unutturacak hale gelmişken bin sene civarında hindistanı yöneten Türklerden birkaç kelime kalmıştır. Türkler ırkçılık yapsalar idi balkanlarda ve diğer yerlerde bizi sırtımızdan vuracak gayrimüslim ve gayri Türk bir unsur bırakmaz ve bu günkü acıları yaşamazdık. Doğu ve güneydoğu doğu Anadolu da yaşan çerkesler Türkçeyi öğrenerek değil tam tersi Arapça ve Kürtçe öğrenerek asimile olmuşlar ve üstelik anadolunun diğer yerlerinde  dilini kaybetse de kendini çerkes bilenlerin aksine güneydoğu ve doğudaki kafkasyalılar kendilerini kürt ve arap zan etmekte ve bunu savunmaktadırlar. İsteyenlerin urfaya  ve diyarbakıra gidip araştırma yapmalarını kimin kimi asimile ettiğini görmelerini isterdim. Üstelik burada olanda asimile değil  kimliğinin değişimidir ve tıpkı burada yaşayan bir çok Türkmenin başına geldiği gibi kendiliğinden olmuş bir hadisedir. Devletin çeşitli dillerde eğitim vermesi meselesine gelince,hiç bir devlet resmi dilin dışında bir başka dilden eğitim veremez. Dil öğretmek başka o dilde eğitim yapmak başka şeylerdir. Özel okullar açılarak istenen dilde eğitim verilebilir fakat bu çocukların imtihanlarda ortak dilde imtihan olacaklarını unutmadan eğitilmeleri gerekmektedir. Osmanlı hiç kimsenin diline karışmaz diyenlerin unuttuğu önemli bir husus var ki o da on tane dil bilseniz de devlette görev almak için mükemmel derecede Türkçe konuşup, okuyup yazmanız mecburidir çünkü devletin adı Osmanlıda olsa bir Türk devletidir ve resmi dili Türkçedir ve devlet denen kurumda böyle ayakta kalır.

Osmanlı devletinin açtığı okulların dili Türkçe idi ve sadece azınlıklar ki onlarda gayrimüslimlerdir kendi okullarını açarlardı ve onlarında devlette memur olabilmeleri için Türkçeyi iyi derecede okuyup yazma mecburiyeti vardı.

Sürekli şekilde adıgece ve çerkesce diyerek konuşan ve dinleyiciler içindeki Türklerin sadece bir dil zan ettiği fakat konuşmacının onlarca dil olduğunu bilmesine rağmen bu kadar çok dili olan ve çok değişik şehirlerde yaşayan bu insanlara nasıl okul açılıp nasıl sınıf açılıp eğitim yapılacağını söylemesi imkansızdır.

Fakat özel olarak okul açıp istediği dilde eğitim vermenin hiç kimse karşısında değildir. Devletin bu işi yapsın demesi konuşan  kişinin devletten anlamadığını göstermektedir. Kafkasyanın diller ve lehçelerin bolluğu yüzünden(nerede ise kültür ve tip olarak aynı özelliklere sahip olan bu insanların) bir araya gelip Ruslara karşı birlik içinde mücadele edemediğinden kıyıma uğradığını görmeyenlere hiçbir şey gösteremeyiz.Bir milleti bölen en büyük meselelerden biriside tek dilde ve ortak dilde resmiyet kazanamamaktır.Her dili öğretebilirsiniz fakat her devletin bir resmi dili vardır.Türkiye Cumhuriyeti adı üstünde Türklerin 1400 yıllık vatanlarıdır ve burada bizden gayri unsurların hepsine de hiçbir adaletsizlik yapılmamıştır.Osmanlının son zamanlarında yapılanları aziz Türk milleti unutmamıştır.Kim sırtımızdan kim göğsümüzden vurmuş kim yanımızda olmuş hafızamızda kazılıdr.Bu millet ırkçı olsa idi Arnavut asıllı Mehmet Akif Ersoyun yazmış olduğu şiiri gözyaşları içinde milli marş olarak kabul etmez her dinlediğinde ağlamaz idi.Balkanlardaki her müslümanın etnik kimliği ne olursa olsun düşmanın karşısında tek ismi vardır o da Türk. Türk aynı zamanda  İslam manasını da haizdir. Türk kelimesi kullanılırken ayrıca Müslüman demeğe gerek kalmayacak kadar iç içe girmiş bir manalar zincirini ihata eder.Devletin hiçbir kurumunun derneklerimize katkılarının olmadığını söyleyenler için sadece Kahramanmaraş’ta dernek binamızın yerini bağış sayılacak derecede ucuza veren belediye başkanı sayın Ali Sezalın bizler uzak semtlerde yer ararken Şeyhşamilin torunlarına buralar yakışmaz diyerek sayın harita mühendisi Osman Dağıstanlı(kalgay ) ağabege görev verip şimdiki yerin arsa özelliğini değiştirip bize verilmesini sağladığını ve ayrıca belediye başkan yardımcısı sayın merhum Necmeddin Gevri ağabeyin belediye ve özel işletmelerin imkanlarını bize bahşettiğini ve Sayın Erol Arslan kardeşimizin Ak parti ve belediye kanalı ile yüzbinlerce liralık ayni yardımı derneğimize sağladığını devlet bize hiç bir şey vermedi diyenlerin K.Maraşlı esnafın bize neleri ikram ettiğini unutmalarına çok üzüldüm.

Çeçenistana yapılan yardımların yüzlerce yıl geçse unutulmayacağını sanırken sükütu hayale uğradığımı ifade etmeden geçemeyeceğim. Bu aziz millet onlarca yıldır kanını döken bölücü fitne ile uğraşırken yüzlerce yıldır kardaşı bildiği. Akrabası bildiği milletler tarafından  devletinin ve milletinin birlik ve beraberliğine kastedecek adımların atılmasını istediklerini görmemeli idi. Yapılan bu istekler ile kafkasyada kafkasyanın esir olmaması için orada şehit olan Türk gençlerinin ve Anadolu düşman çizmesi altında ezilmesin son kale düşmesin diye burada şehit olan Kafkas büyüklerimizin kemikleri sızlamıştır. Kafkasyaya gitmek için Rustan izin almak zorunda olup alamayanların şunu bilmesi lazım ki şu anda ayak bastığımız son bağımsız toprak burasıdır. Rusların yaptıklarını tahlil edemeyenler hüsrana uğramak zorundadırlar.Ruslar güya etnik hakları veriyoruz diyerek küçücük lehçe farklarını dahi büyüterek yeni yeni milletçikler ihdas edip her birini diğerine düşman etmiş ve zaten parçalı dil yapısı yüzünden kazanuko jabağ ın bütün uğraşlarına rağmen bir millet ve bir dil yapamadığı Kafkasyalıları daha çok dil ve lehçe sahibi yapmış Rusçayı ortak anlaşma dili haline getirip Rusça bilmeyenleri açlığa mahkum etmiştir. Türkistan’da da aynısını yaparak Türkleri bir çok milletçiğe bölmüş ve her birine yeni bir alfabe icad ederek bir araya gelememelerine zemin hazırlamış ve bu zemin hala her fırsatta kan dökülerek Ruslara hizmet etmeğe devam etmektedir..

Türkiye yüz yıla yakındır kendi içinde adam gibi bir dil birliğini sağlayamamışken, daha 1975 li yıllara kadar tek kelime Kürtçe bilmeyen Türkmen köyleri şimdi Kürtçe konuşup Türkçeyi unutmuşken, kim kimi asimile etmekle suçlar anlamak mümkün değildir.

Devletin resmi dininin olmaması ve bütün dinlere eşit mesafede olacak bir laiklik uygulamasını isteyen federasyon başkanı ve üyeler bu milletin çok iyi tanıdığı komünist ve ateist grupların istekleri ile örtüşen bu talepleri ile sırf Müslüman oldukları için zulme uğrayıp Kafkasya dan sürülen atalarının kemiklerini sızlatmışlardır.

Bu milletin genlerine işleyen ve hayatının tanziminde en büyük amil olan İslam dini ile ilgili çekincelerini ortaya koymaları aziz Kafkasyalıları ve aziz Türk milletini derinden etkileyecektir. Bu federasyon yöneticileri kendi kimliklerinden habersiz olmasalar sadece Musul bölgesinin vatan toprağından ayrılmaması için otuz beş sene mücadele verip sonra ağlayarak Türkiye ye gelen Kafkasyalı devlet adamlarından habersiz olmazlar ve bu konuşmaları yapmazlar idi. Bulundukları vatanın şehit kanları ile sulandığını ve bunun tek sebebinin İslam olduğunu ve tamamı Müslüman olan aziz Türk milletinin İslama düşmanlık hisleri besleyenleri hangi tarafta göreceğini Kafkas derneklerine yapılan yardımları da Kafkasyalıları din kardaşları olarak görmelerinden kaynaklandığını hatırlamalarını isterim.

Kafkas kültür derneği mensubu aziz Kafkasyalıların kimler tarafından temsil edildiklerini çok iyi tahlil etmelerini isterim.Kafkasyalı kardaşlarıma tavsiyem oturdukları dalı kesmemeleri ve bu dala oturmak için dalı sağlamlaştıracak çalışmalar yapıp bu dalı kullanarak aziz Kafkasyanın birlik ve beraberliğini sağlayacak ortak dil üzerinde ve ortak ülkü üzerine çalışmalara kafa yormalarıdır.Her müslümanın bu topraklarda yaşama hakkı vardır.Buranın çökmesi için çalışanlara bilerek veya bilmeyerek yardım edecek çalışmalara imza atanlar bilsinler ki burası yıkılırsa altında herkes kalır ve bu yıkıma sebeb olanlar sığınacak bir vatan ararken  aziz Türk milleti Allahın(c.c) izni ile tarihin hiçbir döneminde kalmadığı gibi devletsiz ve Vatansız  kalmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar