1. YAZARLAR

  2. Naif Karabatak

  3. Aşağılanmaktan Zevk Almak…
Naif Karabatak

Naif Karabatak

Yazarın Tüm Yazıları >

Aşağılanmaktan Zevk Almak…

A+A-
Yazıyı Dinle

Aşağılanmaktan zevk alanlara mazoşist deniyordu ama bu yazının konusu, bunu bir fantezi olarak görenler değil, bunu bir siyasi kazanç olarak görmek isteyenlerdir.

ABD Başkan Yardımcısı Jeo Biden, ülkemize geldi ve gitti.

Gelişi de, gidişi de olay oldu.

Birileri onun adına demeçler uydurdu, birileri aslında onun ne demek istediğini sular seller gibi bir çırpıda çözdü.

Herkes İngilizceyi anadili gibi söktüğünden, Biden, leb demeden, Çorumun bütün leblebi çeşitlerini sıralamakla kalmadı, Ordu’nun fındığını, Malatya’nın Kaysısını, Adıyaman’ın kuru üzümünü, Zonguldak’ın kömürünü bile saydığını anlayanlar oldu.

Kimi “Biden bana selam verdi” derken, kimi “gülümsedi” dedi, kimi hapşırdı, kimi dik dik baktı diye övündü…

Maraba olmaya hevesli bu tür insanlar “Ağa dedi merhaba” türünden havalara uçacak konu bulmakta gecikmediler…

Biden, eğer sosyal medyada birilerini bidene dürtseydi, zevkten dört köşe olacaklar vardı.

Hatta bu dürtmeyi aşırıya kaçırsaydı da, bundan zevk alacaklar hazır kıta bekliyordu.

Ama onların asıl beklediği başkaydı…

Jeo Biden konuşacak, bizimkiler bu konuşmayla AK Partiyi iktidardan düşürecekti.

Böylece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan öç alacaklardı, Başbakan Ahmet Davutoğlu’ndan intikam alacaklardı.

Hani, Biden’in sözüyle AK Parti düşmezdi ama “rencide” etmesi bile yeterliydi.

Tabii o cumhurbaşkanı ve başbakanı rencide ederken, aslında ülkeye ve devlete saldırmış olacaktı, o kadar da olurdu.

Önemli olan siyasi kazançtı, ülkenin ve milletin onuru ya da şerefi değildi.

Uzun süredir belli bir kesimzaten siyasi çabalarını sadece bunun üzerine kurmuştu.

Bu çabanın kaybettirdikleri masumlar da vardı.

Bazen çocuklar ölüyordu, bazen askerler, bazen polisler, bazen kadınlar veya gençler…

Masum insanlar yerinden yurdundan oluyordu, sokaklar savaş alanına çevrildiğinde, “barış havarisi” kesilme şansları oluyordu ve savaşı körükleyerek, barış havarisi sayılabiliyorlardı, kendi yanlarında…

İnsan olmakla hain olmayı karıştıran akademisyenlerin bildirisi de, nerede hazırlanmışsa, ne güzel hazırlanmıştı. Terör örgütü bildiriyi kaleme alsaydı, ancak bu kadar nokta atışı yapabilirdi.

Yüreğinden insanlıktan en ufak kıpırtı kalanlar, terör bildirisine tepki gösterdi, insanlıkla hainliği karıştıranlar da destek vermeyi sürdürdü.

Biden’den de bunu beklediler…

Bunun için gerdan kırdılar, dans ettiler, sağa yattılar, sola yattılar ve illa Biden’in bu ülkeye, bu millete ve dolayısıyla devlete hakaret etmesini beklediler…

Tabii halen ülkeyi, eski ülke sanıyorlardı.

O nedenle de Biden’inağzından çıkacak her hakaret, her küfür, her ağır laf, onların fantezilerini gerçeğe dönüştürebilirdi.

Aşağılanmaktan zevk alan bu insanlar, Biden’in dudakları oynamadan, tercüme yapacak kabiliyete de sahipti.

Hatta bakışıyla ne anlatmak istediğini, susuşuyla nasıl bir tepki verdiğini, yemek yerken aslında kimleri kalayladığını da analiz edebiliyorlardı.

Bu yetenekleri doğuştan da olabilirdi; ihanet, bazen genlerde vardı, bazen de sonradan kazanılan bir kabiliyettir.

Ama bizimkilerin böyle bir geni veya kabiliyeti olduğuna şahsen ben inanmıyorum.

Bizdeki hainlerin asıl sorunu mazoşist olmalardır.

Onların olayları değerlendirme kabiliyetinin olması asla ve katta mümkün değil. Bugüne kadar gördüğümüz örneklere baktığımızda, sadece kendisine denileni yapan, kumanda edildiği şekliyle hareket eden canlı varlıklardır.

Bir başka özellikleriyse bunu yaparken, acayip bir zevk almalarıdır.

İnsanlar ölürken acayip bir zevk alıyorlar. Barış derken, savaş demiş gibi kin ve nefretle doluyorlar. Özgürlük derken, bütün insanlığı esaret altına alacakmış gibi hecelerin üzerine basıyorlar.

Ağzından çıkanla, kulağının duyduğu farklı…

Kulağının duyduğuyla, yüreğinde hissettiği de farklı.

Ve en önemlisi, ülke kargaşa içinde olduğunda, insanlar öldüğünde, mağdur olduğunda ve ülke çöktüğünde alacakları zevktir.

Hep o günü, hep o anı ve hep o zevki bekleyerek yaşadıklarından, mazoşist bir yaşam sürmeyi yaşam şekli haline getirmişler.

78 yıl boyunca olabildiğince sadistlik yapacak zaman ve imkân bulmuşlardı. Şimdi yeniden o günlere dönmek için aşağılanmaktan zevk almanın tam zamanıydı. Bunların mazoşistliği geçici, sadistliği ise kalıcıdır.

Şimdilik hem acıyı duymaktan hem acı vermekten acayip bir zevk aldıklarına kuşku duymuyorum. Hiç değilse bir amaç için mücadele ediyor, yeniden sadistlik yapacakları günlerin özlemiyle dolup taşıyorlar…

Bu zevk, onların “maraba” anlayışından geliyor, ağaları göz süssün onlar dünyayı bile yakar, içinde kendileri varken…

Tweetimden seçmeler

Fikri biten, düşünce üretemeyen, halka kendisini sevdiremeyen, hatta iğrendirenler, sokaklardan, silahtan, kavgadan, kargaşadan medet umar.

www.naifkarabatak.net

Önceki ve Sonraki Yazılar