1. YAZARLAR

  2. Naif Karabatak

  3. Başınızı Emme Basma Tulumba Gibi
Naif Karabatak

Naif Karabatak

Yazarın Tüm Yazıları >

Başınızı Emme Basma Tulumba Gibi

A+A-
Yazıyı Dinle

80’lerin unutulmaz repliği, bugünlerde yaşam tarzı olmuş durumda. Herkes, kendi siyasi görüşüne göre başını emme basma tulumba gibi sallayıp duruyor.

Allah selamet versin, Erkan Yolaç’ın hazırlayıp sunduğu Evet/Hayır yarışması, 80’lerin TRT ekranlarında en keyif verici yarışmalarından birisiydi.

Yarışmanın özü, sunucu ne sorarsa sorsun, “evet” veya “hayır” demeden cevap verebilmekti ki, yarışmacıların çoğunluğu Erkan Yolaç’ın tuzağına düşer, “evet” veya “hayır” derdi.

Bazıları bu iki “yasak” kelimeyi söylememek için başını emme basma tulumba gibi sallardı.

Ve çoğunluğu İzmir marşıyla sahneye çıkar, mehter marşıyla da, boynu bükük şekilde yerine geçerdi.

Elbette bu yarışma havası içinde hoş görülüp geçilecek bir durumdu ama bu, hayat tarzı haline getirildiğinde hiç de hoş karşılanmayacağı muhakkaktır.

***

Şimdi başını emme basma tulumba gibi sallamak yerine, borazancıbaşının borazanı gibi ötenler var.

Sahibinin sesi olanlar,

Kulağına üfürüleni söyleyenler,

Denileni yazanlar.. adına ne derseniz deyin.

Bir olay olduğunda, sosyal medyada birkaç tür insan modeli ortaya çıkar.

Koskoca 78 milyonluk ülkede, sadece birkaç değişik fikir ortaya atılır.

Birincisi kendi fikrini söyleyendir ki, -ne yazık ki- bu o kadar da çok değil.

İkincisi “her şeye karşı” olan kesimdir ki, bunlar da bir süre sonra sıkar; doğru da olsa yanlış da olsa “karşı çıkmalıyım abi, bir şey bulmalıyım” diye beynini çok fazla zorlar.

Böyle olunca da zorlanan beyinden fikir çıkmaz, fikir sanılan saçmalıklar ortalığa saçılır.

Üçüncü kesim ise hangi siyasi partiyi destekliyorsa veya hangi görüşe yakınsa o görüşün, o siyasi partinin “ağabeyleri” ne demişse aynısını papağan gibi tekrarlamaktan öteye gitmez.

Abilerin dediğine yorum yapmaz, sorgulamaz, araştırmaz ve sadece başını emme basma tulumba gibi sallayarak onaylar…

Keşke sadece onaylasa, kendi cehaletine bizi de ortak etmek ister, dayatır, hakaret eder, küfreder, öfkelenir, sağa sola sataşır, köpürür ve adeta ağzında salyalarla herkese bulaşır.

Oysa olayları değerlendirmek için bu kadar zor yola girmeye, kişiliğini kaybedecek duruma düşmeye ve her denileni, her dinlediğini, her okuduğunu “mutlak doğru” sanmaya gerek yok.

Bunun için iyi bir hafıza gerekiyor ve önyargısız bir kafa yapısı…

Acı olayları değerlendirirken, “bu olay kime yarar?” diye sorarken, “bu olay kime zarar verir?” diye de bakmak gerekir.

Kınamak, hakaret etmek, muhalefet yapmak veya destek vermek, olayı analiz etmeye sebep değildir.

Eğer söz konusu olayda ölü veya yaralı varsa, ölenin veya yaralananın kimliğine bakmadan “insan olarak” üzülmek gerekir.

Yine olayı yapan ve insanları öldürenin de kimliğine bakmadan peşinen kınamak gerekir.

Çünkü öldürme, alkışlanacak bir davranış değil.

Bunu kimin yapması olayı ağırlaştırmaz veya hafifletmez, hiçbir şekilde masumlaştırmaz…

Ancak, başını emme basma tulumba gibi sallayanlar yüzünden neye üzüleceğimizi, neye sevineceğimizi, hangi olaya kızıp, hangi olaya alkış tutacağımızı karıştırdık.

Bir kesim için “İŞİD yapmışsa en alçakça saldırıdır” der ama PKK yapmışsa bir gerekçesi vardır.

Bir diğer kesim, “PKK yapmışsa en alçakça saldırıdır” der ama İŞİD yapmışsa bir gerekçesi vardır.

Burada isim saymak istemezdim ama iki örnek vermekte fayda var.

Yoksa DHKP-C veya başka başka terör örgütleri, farklı isimlerle kirli yapılanmalar, derin oluşumlar, iğrenç emeli bulunan kuruluşları sayabiliriz.

Eğer benzer bir eylemde sizin taraf olduğunuzu aklıyorsanız, hepsini aklamanız gerekir.

Ama eğer insan olduğunuzun bilincindeyseniz, taraf olduğunuz düşünceye yakın olanların eylemini “masumlaştıracak” tek kelimenin bile arkasına sığınmaya gerek duymadan fikrinizi söylersiniz.

Maharet, benzer cümleleri tekrarlamak değil, insanlığın gereğini yapmaktır; çok zor olsa da…

Başını emme basma tulumba gibi sallayanlar, zaten her televizyonda, her gazetede var ve hepsi de “maaşını ödeyene” göre konuşur; ne bir eksik, ne bir fazla…

Bu maharet değil, bilinsin istedim…

Tweetimden seçmeler

Hicri yeni yılın yeni umutlar getirmesini, üzerine ölü toprağı serilen insanlığın, yeniden dirilişin vesile olmasını dilerim.

www.naifkarabatak.net

Önceki ve Sonraki Yazılar