1. YAZARLAR

  2. Abdulbaki GÜNIŞIĞI

  3. KÜRT MESELESİMİ-YOKSA ERMENİ MESELESİ Mİ?
Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Yazarın Tüm Yazıları >

KÜRT MESELESİMİ-YOKSA ERMENİ MESELESİ Mİ?

A+A-
Yazıyı Dinle

Devamlı olarak herkesin ağzına sakız olan bir cümle var.  Ben Kürt meselesini önemsiyorum. Ben Kürt meselesinin çözülmesinden yanayım. Fakat yaptığımız açılımları sabote edenler var v.s.  Bir meselenin çözülmesi veya mesele olmaktan çıkarılması için yapılacak ilk çalışma meselenin adının doğru konulmasıdır. Rahmetlik babamdan tevarüs eden çok kıymetli bilgiler ve yaptığım araştırmalar ve gene çok kıymetli araştırmacıların yaptığı araştırmalar ve gene düşmandan aldığımız bilgiler Türkiye’nin bir Kürt meselesinin değil ama yarım bırakılmış bir Ermeni meselesinin olduğunu bize göstermektedir.

Fakat neden ismi Kürt meselesi olarak telaffuz ediliyor. Yıllarca aziz Türk milletini içeriden din ve mezhep farklılıkları ile vuranların ellerinden bu kozları alınmağa başlanmıştır da ondan. İran bir Türk devleti olmasına rağmen yüzlerce yıl daima bir hasım gibi davranmış ve davranmağa zorlanmıştır. Macarlar Türk olmalarına rağmen Hristiyan batının kışkırtması ile onların namına Müslüman kardaşları ile yüzlerce yıl savaşmış veya savaştırılmıştır. Kendi içimizde Türkmenlerin hemen hemen yarı yarıya alevi ve Sünni oluşları daima aleyhimize kullanılmış ve kullanılmağa devam etmektedir. Ama son zamanlarda kurulan Türkmen dernekleri ile Alevilerin ve Sünnilerin alevi ve Sünni olmadan önce Türk olduklarını anlamaya başlamaları bu iki farklı gibi görünen toplukların bir olduğunun anlaşılmaya başlaması yeni oyunlar gerektirmektedir.

Tarihte geçen Kürt isyanı isimli isyanlara bakacak olursak hiç biri Kürt isyanı değildir. Başta şeyhsait olmak üzere nerede ise isyancıların tamamı kurmanç değil zazaca konuşmaktadırlar.  Zaten bu isyanlara da biz Kürt isyanı dememişiz dışarıdan birileri tarafından bize empoze edilmiştir. Tamamına yakını dini yönü ağır basan ayaklanmalardır. Başlayan bir ayaklanmayı başka mecralara aktarmak bazen çokta zor olmamaktadır işin erbabınca. Son yüzyılda Osmanlı devletimizi içinden vuracak güç olarak Hristiyan kavimleri bir bir bize karşı kışkırttılar ve bunda da din unsuru etkili olup başarıya ulaştılar.

Bu başarı da bile bizim birçok ihmalimiz var ve ancak muazzam bir zaman içerisinde gelişebildi. Yüzyıllarca aramızda insan gibi hayat hakkı tanıdığımız Hristiyan tebaamız bile bize karşı hemen silaha sarılmadı. Yüz yıla yakın bir fitne ateşi sonunda bir kısmını bize karşı ayaklandırabildiler. Müslümanları kandırmak daha zor olduğundan onlar içinde ayrı ayrı kavim ateşini yaktılar. Fakat buda uzun zaman tutmadı.  Müslümanlar ile aramıza giren tefrikanın mevzuunu başka bir yazıda ele alacağımızdan bu yazımızda Hristiyan unsurlardan en çok güvenilen

Ermenileri konu ediyorum. Bu fitne içerisinde bizi en çok yaralayan kavmi sadık dediğimiz bin yılı aşkındır daima yanı başımızda komşumuz olan Ermeni milletinin bizi arkamızdan vurması oldu. Bu meseleyi tehcir veya diğer yollarla çözmeğe çalışan aziz milletimiz, bu kadar zulmüne, ikiyüzlülüğüne rağmen Ermeni’ye kin duymamış ve kurtuluş savaşından sonra bunların önemli bir kısmının aramızda yaşamasına izin vermiştir. İyi hatırlayın daha  onbeş yıl önce Ermeniler 1990 yılında Ermenistan’ın Rusya dan bağımsızlığını kazandıktan günler sonra iki yüz binden fazla Azeri Türkünü üstündeki elbiseleri ile Azerbaycan’a yürüyerek postaladılar. Buna mukabil yapılan araştırmalar Alevi ve Sünni görünerek ve özellikle Kürtçe öğrenerek kendilerini gizleyen ve bu günlerde artık bu gizlenmeğe gerek duymamaya başlayan beşyüzbinden fazla Ermeni’nin aramızda yaşadığını kamuoyu duymağa başladı. Sayın Halaçoğlu’nun bunu seslendirmesine kıyamet koparanlar Amerikanın yayınladığı ermeni Kürtleri isimli kitap karşısında dillerini yutmakta bir beis görmediler. Özellikle Varto Ermenileri Ermenice değil Kürtçe konuşmağa devam etmekte ve bulundukları her yerde de Kürtçülük yapmağa devam etmektedirler. Gazeteci Hrant Dink’ in hanımı Rakel Dink bir Varto ermenisidir ve Kürtçe konuşurlar. Bu dilden de vazgeçmeğe niyetleri yoktur. Kürtlerin, Ermenilerin yakın akrabası olduğu yalanı da bu günlerde çok fısıldanan bir konu olmağa başladı.

Taşnaklar zamanında en büyük düşmanları Kürtler ve Türkler olan Ermeniler açıktan aziz milletimizle başa çıkamayacaklarını anlayınca aslen Türkmen olan fakat yüzyılların ihmali ve şartların getirdiği Anadolu Türkmencesinin farsi bir lehçe ile konuşan bu insanları bize karşı kışkırtmak için bizzat kurdukları örgütlerle bizi arkamızdan vurma işini kendi özbeöz kardaşlarımıza havale etmeğe çalışmaktadırlar. Pkk adlı menfur örgütün önde gidenlerinden birçoğu, kandırılıp bu işe gönül verenleri hariç, tamamına yakını ermeni ve diğer gayrimüslim azınlıkların çocuklarıdırlar. En büyük engel olarak gördükleri İslam dinini de aradan çıkartmak için Zerdüştlük temelinde dini bir yapılanmayı pırıl pırıl bu kardaşlarımıza telkin etmekte ve aslılarının Türkmen değil ermeni olduğunu bu tutmazsa Zerdüşt olarak buranın en eski kavimlerinden oldukları yalanını işlemektedirler.     

Fakat devlet biraz işin üstüne düşerde araştırmaları değerlendirebilirse bu oyunu tersine çevirmek daima mümkündür. Bu gün Kürtçe ve diğer dilleri konuşan kardaşlarımız hala Türk kültürü içerisindedirler..Türk kültür dairesinde yaşamağa devam etmektedirler. Kürtçe Özbek lehçesi gibi islamla birlikte geliştirdiğimiz kendi lehçemizdir. Yabancı bir milletin değil, Türkmenin kendi dilidir. Yabancı bir milletin dili olsa idi kültürü de ayrı olurdu. Türkmen kültürünü batıdaki Türkmenlerle aynı ölçüde yaşayan ve yaşatan bu kardaşlarımızı ermeni oyunlarına alet etmemek her Türk’ ün vazifesidir. Aziz milletimizin kafasını bulandırmak içinde üç milyondan başlayan ve zaman içerisinde geometrik bir biçimde üç, dokuz, yirmiyedi gibi artarak yirmibeşmilyon kürt olduğu söylenmeğe başladı. Türkiye de bu yalanlara inanan olurmu olur. İnsanlarımızın kafasını bulandırmak kolay olmasa da devamlı bu lafları edenleri televizyona çıkartıp tekrar ettirerek milletin hafızasına kazımağa çalışmaktadırlar. Onlara göre çizdikleri uyduruk haritanın içerisinde kalan bütün vatandaşlarımız  Türk asıllı değildir.  Kürt olması da önemli değil, yeter ki Türk olmasın da ne olursa olsunlar demektedirler.

Aziz Türk milleti Türkistandan uçup ta gelmediğine göre doğu ve güneydoğuda onlarca beğlik  ve iki büyük devlet kurmasına  rağmen nasıl olurda bu gün orada hiç Türk bulunmaz sorusunu hiçbir gazeteci sormuyorsa ihanetin ölçüsü düşünün. Geriye doğru gidip nüfus ve vergi kayıtları incelenirse bu gün Kürt çe konuşan bütün aşiretlerin çoğunluğunun(arap ve fars kökenliler hariç)Türkmen olduğu ortaya çıkacaktır. Horasandan itibaren içerisinde bulunduğumuz fars ve arap kültürü etkisinde, Türkmenin geliştirdiği bu lehçeler sanki ayrı bir dil miş gibi gösterilmekte ve bu lehçeleri konuşanlar da Türkten ayrı  milletlermiş gibi bize yutturulmağa çalışılmaktadır. Oysa Osmanlının nüfus kayıtlarında yüz yüzeli yıl geriye gidildiğinde bu gün Kürtçe konuşan bütün aşiretlerin hiçbirinin Kürtçe bilmediği ortaya çıkacaktır. Dört yüz yıl geriye gidildiğinde tamamına yakınının kendi beyanları ile Türkmen olduklarını söylediklerini görürsünüz. Kürtçülük meselesinin en çok içinde bulunan ve fitnenin kurucusu sayılan minorsky dahi şu cümleyi kullanmaktan kendini alamamıştır. ”Bu gün varsayalım ki ayrı bir Kürt milleti var olsun, fakat geriye doğru gidildiğinde onlardan kalan bir adet kibrit çöpü büyüklüğünde bir eser dahi bulunamamıştır.”

           Çizilen haritalara bakınca daha iyi anlıyoruz asıl meselenin isminin bilerek kürt meselesi olarak konduğunu. Büyük Ermenistan ve yanında İsrail devleti için bu toprakların aziz milletimizin elinden alınması gerekmektedir. Bu işlem için yapacak her yolu deneyenler son koz olarak kendi kardaşlarımızı bize düşman ederek kardaş kavgası ile içeriden bu hain niyetlerini tamamlamak istemektedirler. Bir toprakta üç harita olurmu.hatta dört harita ve iddia olurmu. Gürcistan kendi paçasını çamurdan çıkaramadan ta Torul  dan itibaren kadim Gürcistan diye harita çiziyor. Ermeniler klikya prensliği rüyası ile adanaya kadar harita çiziyor.

Yahudiler zaten hahamların elinde mahvolmuş kitaplarından buranın Allah tarafından kendilerine verildiğini iddia ediyorlar. Bir tek buranın asıl sahibi Türk ler vakur bir şekilde bu soytarılıkları seyrediyorlar. Neden seyrediyorlar çünkü daha  ya devlet başa ya kuzgun leşe vakti gelmedi de ondan. Irakta kurdurulan oyuncak devletteki ilk özel televizyon kanalının sahibinin adı Aram imiş. Kürdistan devletinin ilk özel televizyonunun sahibinin adına bakın. Diyarbakır da ve civar yerlerdeki  yer isimlerini araştıran büyük!!!! Tarihçi kim miş  ona bakın Sevan Nişanyan.  Diyarbakır Büyükşehir belediyesi tiyatrosunun ismide Aram Tigran tiyatrosu ve tablo tamamlanıyor.  Ermenilerin bu kürt sevgisi nereden gelmeğe başladı. Daha düne kadar taşnakların gördüğün her yerde öldür dediği Türkler ve Kürtler şimdi iki ayrı millet oldular ve Kürtler büyük keşifle ermeni asıllı olduklarını mı öğrendiler. Kürtçe konuşan herkesi bu dönen dolapları incelemeğe davet ediyorum .Bizde bir söz vardır yeri geldi de söylemek zorundayım. Bir gün eniştesi baldızını öpmüş. Baldız buna şaşırmış ve düğün değil bayram değil eniştem beni niye öptü demiş. Ermeniler ve diğer Türkün paçasına saldırtılan it takımı aziz milletimize güç yetiremeyeceklerini anlayınca kadim düşmanlıkları bir tarafa bırakarak kendi kardaşlarımızı kandırıp bize karşı kullanmağa çalışmaktadırlar. Kandırılma işi hızlı olsun diyede devamlı olarak şu kadar milyon insanız. Biz ayrı milletiz yalanı işlenmektedir. 

Kimse neden bu yer isimlerinin peşine bir ermeni takıldı.. Neden Kürdistan denilen yerdeki ilk özel televizyonun sahibi ermeni asıllı demez mi? Diğer yazılarımda yer isimleri ile ilgili dönen dolapları yazmıştım isteyen tıklayarak okuyabilir. Urfamdan ve diğer yerlerden vazgeçmeğe niyetimizin olmadığını ve asla bizi Kürt ve Türk diye ikiye bölemeyeceklerini ama bu çalışmaları ile atalarımızın yarım bıraktığı ermeni meselesini kökünden halletmemiz için bizi teşvik ettiklerini herkesin bilmesini isterim. Ermeniler oturdukları dalı kesmişlerdi, ama dal onları genede yere bırakmamıştı. Fakat gelinen noktada artık hiç kimse bizden atalarımızın aptallık derecesindeki müsamahasını beklemesin. Bundan sonraki merhale ya devlet başa ya kuzgun leşedir. vesselam.20.05.2012

                                                                                                                      

 

Önceki ve Sonraki Yazılar