M.Fatih ERDOĞAN

M.Fatih ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Portreler

A+A-
Yazıyı Dinle

Birinci Unutulmaz

1976 yılında Ankara İmam Hatip Lisesi'nden, 1981 yılında İstanbul Yüksek İslam Enstütisi(Gece) Tefsir-Hadis Bölümü'nden mezun oldu. 1985 yılında İlmi araştırmalar yapmak üzere Mısır ile Türkiye'nin kültür mübadelesi çerçevesinde Diyanet İşleri Başkanligi'nca devlet memuru olarak Mısır’a gönderildi. 1987 yılına kadar Mısır'da bulundu.

Eksik kalan yanını Mısır’da tamamlayarak 1987 yılında tekrar yurda dönen hazret,Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde Hadis Ana Bilim Dalı'nda Yüksek Lisans eğitimine başladı. Aynı dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı Haseki Eğitim Merkezi İhtisas Kursu'na katıldı. İstanbul Merkez Vaizliği yaparken, 1992 yılında Üsküdar Müftüsü olarak atandı.

1999 seçimlerinde Gaipten gelen bir ses ile DSP Üsküdar Belediye Başkanlığı için Üsküdar Müftülüğünden ayrıldı. Seçilemeyerek Şile Müftüsü olarak göreve döndü. 2002 seçimlerinde CHP İstanbul Milletvekili aday adaylığı için Müftülük görevinden tekrar ayrıldı, seçilemeyince Yüreğir  (Adana) Müftüsü olarak atandı. 2003 yılında emekli oldu.

Artık tuttuğunu koparan bir din adamı ve koparttığını yutan bir politikacı olmuştu. 2011 Genel Seçimleri'nde Cumhuriyet Halk Partisi'nden İstanbul Milletvekili seçilerek Büyük Millet Meclisine girdi. 7 Haziran 2015'te yapılan Genel Seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisinden İstanbul 1. Bölge milletvekili seçilerek tekrar Meclise girdi. 21 Temmuz 2015 tarihinde ötelerden gelen bir vahiy ile CHP'den istifa etti. Halen Bağımsız Milletvekili olarak görevine devam etmektedir.

Yıllarca AK Parti ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a keskin bir dille muhalefet yapan bu değerli siyasetçi ve din adamı(!) seçimlere çeyrek kala birden bire hidayete ererek,                        30 Ağustos resepsiyonuna katılmak ve aşkını saraydan dünyaya haykırmak için yollara düşmüş, geceyi aşkıyla yanıp tutuştuğu AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte geçirmiştir. Saraydan ayrılır ayrılmaz bilgisayarının başına geçen büyük din adamımız hissettiklerini Ümmet- i Muhammed ile paylaşmak istemiş ve şu satırları kaleme almıştır. “Bırakın geçmişte şöyle dediğimi, böyle dediğimi, söz konusu vatansa gerisi teferruattır. Hz. Muhammed bugün yaşıyor olsa Saraya girer mi, bu akşam orada hissetim ki kesinlikle girerdi, çünkü orada sünnetten emareler çok. Meraklılar için söyleyeyim Atatürk de bu gün yaşıyor olsa bu akşam mutlaka Saray'da olurdu. Ben de Milletin birliği, vatanın bütünlüğü için Saraydaydım" ifadelerini kullanmış. Pes doğrusu; “döneklik dalında yetenek sizsiniz” yarışmasına katılsa ELHAK BİRİNCİ OLUR…

İKİNCİ UNUTULMAZ

1997 yılında Başbuğun ölümü üzerine MHP genel başkanlığına adaylığını koyar. 17 Temmuz 1997 tarihinde yapılan kurultayı kaybeder. Bunun üzerine ‘Aydınlık Türkiye Partisi’ ismini verdiği bir parti kurar. MHP Kongresinde alamadığı ‘Genel başkan’ unvanına kavuşmuş olur. 2002 seçimlerine DYP ile birlikte girer. Bu ittifak seçimlerde barajı aşamayınca ‘Parti Genel Başkanlığını ve Siyaseti’ bıraktığını açıklar.

22 Temmuz genel seçimlerinde Devlet Bahçeli Beyefendinin daveti üzerine tekrar MHP’ye döner ve Ankara1. Bölge 1. sıra milletvekili adayı olarak girdiği seçimden Milletvekili olarak çıkar.12 Haziran 2011 Genel Seçimlerinde tekrar Ankara 1. Bölge 1. Sıra Milletvekili Adayı yapılır, yeniden Milletvekili seçilir. 7 Haziran  Genel Seçimlerinde Ankara’dan yeniden aday yapılır ve yeniden Milletvekili olur. Bir eli yağda bir eli balda olan bu mübareğe de birden bire ötelerden bir mesaj gelir; “ Ey Efendi sana MHP den hayır yok, beklediğin dünyalık MHP de değil. Kısmetin AK Partide. Git, kısmetini Davutoğlu’ndan al.” Gecenin bir yarısı Ankara’nın bilmem hangi mekânında bu nidayı duyan kurt kılığına girmiş çakal sevinç naraları atarak Davutoğlu’nun mekânına varır. Suç işlemiş bir çocuk gibi boynunu büker; ‘Benim kısmetim sendeymiş ağam, elini öpüp almaya geldim’ der. Kısmetine düşen Başbakan Yardımcılığı Koltuğunu kapar ve baş döndüren bir hızla dönmeye başlar. Bu koltuğu nasıl kaptığını soranlara; “Ben Milletin birliği, vatanın bütünlüğü için aldım bu koltuğu" diyormuş. Pes doğrusu bu dönek de; “koltuk kapma dalında yetenek sizsiniz” yarışmasına katılsa ELHAK BİRİNCİ OLUR

Millet gözünün önünde dönen bu dolapları hiç ama hiç unutmamaktadır. Hala Bizans entrikalarından medet umanlara, çok kutsal saydıkları makamları babasının malı gibi ahlaksızca ona buna peşkeş çekenleri asla unutmamaktadır. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, sandık önüne geldiğinde “bu densizlikleri yapanları” en ağır bir biçimde cezalandıracaklardır…

Önceki ve Sonraki Yazılar