1. YAZARLAR

  2. Mehmet TAŞ

  3. Durdurun Dünya’yı inecek var dostlar
Mehmet TAŞ

Mehmet TAŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

Durdurun Dünya’yı inecek var dostlar

A+A-
Yazıyı Dinle

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odasının son meclis toplantısına katıldım. Yönetim kurulu Başkanı Sayın Kemal Karaküçük’ün kısa sürede ortaya koyduğu performansı takdir ettim. Bir uğraş içinde, şehrin gelişmesi adına, şu bizim işimiz değil dememiş, bu şehrin hangi sorunu var ise o sorun ile ilgili bir çalışma yapmış ve yetkililere iletmiş. İyi bir sunumla hepimizin anlayacağı bir lisan ile anlattı. İş dünyası son onbeş yıldır şehrin topluca kalkınması adına bu mücadeleyi sürdürüyor. Emeği geçenleri, bu uğraşta fedakarlık yaparak çalışanları takdir ediyorum.

Öte yandan Meclisin açılış konuşmasını yapan Meclis Başkanı Şahin Balcıoğlu’nun açılış konuşmasında, her dinleyenin üzerine alacağı pozitif yada negatif bir durum söz konusuydu. Nazik ve tane tane, adeta sindire sindire yaptığı konuşmasında, ben kendi adıma almam gerekenleri aldım. Kıssadan hisse çıkartacak olursam; “mal mülk bahane” önce “adam olmak” sonra da etrafımızda “ne olduğuna şöyle bir durup bakmak”  gereklidir diye ….

İşte bu konuşma: 

Duymak, görmek,hissetmek…

Hayata farklı açıdan bakabilmekle ilgili şöyle bir hikâye anlatılır:

Bir gün new-york’ta bir grup iş arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar. Gruptan biri kızılderili’dir. Yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken, kızılderili, kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyleyerek cırcır aramaya baslar. Arkadaşları bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam eder. Aralarından bir tanesi inanmasa da, onunla aramaya devam eder. Kızılderili, yolun karşı tarafına doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder. Binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir cırcır böceği bulurlar. Arkadaşı, kızılderili’ye: “senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasıl duydun?” Diye sorar. Kızılderili ise; bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek, arkadaşına kendisini takip etmesini söyler. Kaldırıma geçerler ve kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar. Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa bakarak, onun, ceplerinden düşüp düşmediğini kontrol eder. Kızılderili, arkadaşına dönerek; “önemli olan, nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin.” Der.

“Biz Bu Hikâyenin Neresindeyiz, Yılın sonu, her şey gibi oda başladı ve bitti. Sevinmelimi? Yoksa üzülmelim mi? Sevinelim yeni bir yıla başlıyoruz. Yeni doğumlar, aramıza yeni katılanlar var. Üzülelim ihtiyarlıyoruz, dün yanımızda olanlar bugün yok. Etrafımızda ateş çemberi sırada kimler var, sonucu ne olacak bilinmez. 2012 İçin kusursuz fırtına var diyorlar. Biz şirketimiz buna hazır mı? 2012 Maya takvimine göre kıyamet kopacak deniliyor ya doğruysa, 2012 yılı 12 Eylül’ünde Nasa’ya göre büyük güneş patlaması yaşanacak. 2012 de deprem olacak deniliyor ne yaptık. Ne yapacağımız bellimi? 17 Aralık şeb-i aruz töreni yapıldı. Yani Mevlana cehalettin-i Rumi’nin ölüm yıldönümü, ölüm yıldönümü ve coşkuyla kutlanıyor. Çünkü ölüm yok oluş değil, kavuşma, mutluluğa varış, Biz hazır mıyız? İşimizi tamamladık mı yoksa yarın da bekleyen işler var mı? Çocuklarımıza doyduk mu? Ama ölümün ne zaman geleceği belli değil. Sahi ölümün her an olduğunu hatırlasak. Sabah böylemi vedalaşırdık. Bu kadar çok mu kızardık. Hiçbir şey için. Trafikte bu kadar uğraşırmıydık, geçmek için, belki arkadaşımızı hiç değilse telefonla arar hatırını sorardık. Hatta annemizin elini her gün öper hayır duasını alırdık. Zamanı boşa sözü boşa harcarmıydık. Belki de hiç sebep yokken kan verip bir hayatı kurtarmanın hazzını yaşayabilmek. Kültürümüzde ne kadar güzel sözler var. Ne ekersen onu biçersin gibi. Yılsonu geldi mali yılın hesapları gözden geçirilecek. Varsa düzenlemeler yapılacak. Hesaplar kapanacak. Sonuçta kar ya da zarar bildirimde bulunulacak. Elbet zararı kimse istemez, bizde sizde istemeyiz. Vicdan defteri de böyle kapatılmamalı mı? Zarar etmeden. Kime ne yaptıysak hep ayaklara dolaşmadı mı? Hayat değişiyor. 69 da aya çıkılacağımız hayal bile değildi. Yazdırmalı telefondan sonra ABD ile arabada giderken bile görüşmek hayal edilebilirmiydi? 2020 de Çin bankacılıkta 1. Sırada hindistan 2. Sırada olacak deniliyor, Sizler bizler dünyaya hükmeden Osmanlının torunları Hep idaremi edilmeliyiz. Yoksa yenidünya düzeni kurulurken idare etme sırası bize gelmedi mi? Öyleyse bir olmayı, birlik olmayı, diri olmayı tekrar düşünüp hadi o zaman hiç değilse severek gülümseyelim etrafa. Yeni yıla böyle başlayalım. Koca yunusun dediği gibi sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz” diyerek noktayı koydu.

Evet…biz bu yarış atı haline getirdiğimiz çocuklarımız ve bu çocuklarımızın daha rahat ve huzurlu bir dünyada yaşayabilmeleri için ortaya koyduğumuz mücadele…

Etrafımıza bakmıyoruz?

Etrafımızda bizden başka yaşayan insanların ve diğer canlıların nasıl yaşadıklarına bakmıyoruz? Hatta umursamıyoruz bile.

Oysa biz millet olarak böyle değildik.

Komşusu aç iken tok yatamayan bir millet nasıl bu hale geldi?

Sevgili dostumuz Şahin’in dediği gibi, “en azından insanlara tebessümü” hor görmeyelim.

Ve bir yıl acısıyla, tatlısıyla sona erdi.

2012 yılının Türkiye ve Dünya açısından daha zor bir yıl olacağı da ortada.

Bütün zorlukların üstesinden gelebilmek adına birlik ve beraberlik içinde olmak zorundayız.

Ve başım döndü dostlar!...

Durdurun Dünyayı inecek var….

Önceki ve Sonraki Yazılar