1. YAZARLAR

  2. Mehmet TAŞ

  3. ANKARA’DAN BU KENTE BAKINCA!.
Mehmet TAŞ

Mehmet TAŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

ANKARA’DAN BU KENTE BAKINCA!.

A+A-

 

Öncelikle teşvik yasası çıktı. Vatana millete hayırlı olsun. Sayın Başbakan Teşvik ile ilgili açıklamayı yaparken TV’de.
Marka vekilimiz TBMM Başkan vekili Sayın Pakdil’in makam odasında açıklamaları TV’den izledik.
Sayın Başbakan konuşurken Sayın Pakdil bana müjdeyi vermişti teşvik ile ilgili. Kahramanmaraş’ın bölgesel değerlendirmede yerinin 3. Bölge olduğunu ve farklı sektörlere teşviklerin verileceğini bu sebepten dolayı da Kahramanmaraş sanayisinin şaha kalkacağını ifade etmişti.
Her zaman olduğu gibi nazik, insanları bıkıp usanmadan dinleyen Milletvekilimiz Nevzat Pakdil, kentimizin geleceği ile ilgili bana birkaç özel projede söyledi.
TBMM’ye vardığımızda sohbet edebileceğimiz bir çok tanıdığımız vekiller vardı.
Milletvekilimiz Sayın Kaynak bize TBMM kulisinde çay ikram etti. Yoğun bir tempo var.
Sayın Tatlıbal ile de Kulis Bahçesinde çay içtik. TBMM Meclis İdare Amiri Adıyaman Milletvekili Sayın Hüsrev Kutlu ile biraz sohbet ettik.
Öğle yemeğimizi Milletvekilimiz Sayın Akif Paksoy ikram etti. Sayın Paksoy ile uzun yıllardır tanışırız. CHP Milletvekili Sayın Durdu Özpolat ve Avni Doğan abimizle görüşmek mümkün olmadı. Sayın Doğan Tunus Büyükelçiliğine gitmişti.
Malum TBMM’de en yakışıklı olduğuna inandığım kendine özgü bir giyim tarzı olan Milletvekilimiz sayın Fatih Arıkan ile makamında oturduk.
Sayın Arıkan ziyaretçi bolluğu yaşayan bir vekil.
Bu arada Sayın Tatlıbal’ın danışmanı değerli dostumuz, kardeşimiz Aladdin Nalcıoğlu’nun çayını içtik. Hastalığından iz yok. Maşallah bomba gibi. Kendine de iyi bakıyor doğrusu.
Uzun yıllardır gitmediğim gittiğim zamanlarda da insanların yüzlerinin gülmemesi ve gri renkli dev kamu binalarının sevimsizliği nedeniyle pek Ankara’yı sevemezdim.
Oysa şimdi kamu binaları farklı farklı renklere boyanmış. Trafik keşmekeşliği yok denecek kadar azalmış, hızlı akıyor…
Değişen, değişimi bizzat hissettiğim Ankara’nın yeni yüzünü sevdim doğrusu.
O eskilerin memur kenti gitmiş.
Yerine her insanda bir bilgisayar çantası olan, farklı giyinmiş, adeta Türkiye mozayiğinin bir halkası haline gelen bir Ankara gördüm.
İki gün boyunca Kızılayda karşılaştığım şu “anlamsız kavgalar!” olmasa keşke diye hayıflanmadım desem yalan olur.
Gençlik Spor Genel Müdürlüğünde Personel Atama dairesi başkanlığına gelen milli güreşçimiz, mahallelim, çocukluk arkadaşım, biz topun ardından giderken o güreş meydanlarında el ense atan Ahmet Ak kardeşimi ziyaret etmeden, hayırlı olsun demeden gelmek olmazdı.
İşi başından aşkın. Bir çay içecek kadar sürelik bir zamanda birkaç defa evrak imzalatmaya çıkması, odasının hep dolu olması, ona ayrı bir dinamizm kazandırmış.
Çok yoruluyorum deyince hemen “benim tanığım Ahmet Ak zor günlerin, zor görevlerin adamı!” diyerek lafı ağzına tıkamam üzerine dert yanmayı bıraktı.
Tabii Ankara’da yüreği Maraş sevgisiyle atan yiğit hemşehrilerimizde var.
Bunlardan biri Mesut Dedeoğlu.
Sayın Dedeoğlu, Görme Engelliler Federasyonu Genel Başkanı. Tesadüf bu ya.
Kamp var. Bizi Gölbaşındaki kampa davet ettiler. Görme Engelli milli futbolcular ile sohbet ettik.
Sayın dedeoğlu’nun Kahramanmaraş ile ilgili rüyaları var, hedefleri var.
Kahramanmaraş’ta Dünya çapında spor etkinlikleri yapmak istiyor. Ve sanırım birkaç yıl içinde de bunu başaracaktır. Bu konuda ciddi çalışma içindeler.
Vekili de Maraşlı. Erdal kenger. Erdal bey Devletin en üst kademelerinde görev yapmış bir isim. Şu anda Yeminli mali Müşavir. Tanıdığım, konuştuğum hemşehrilerimizin dillerinde “özlem üstüne, memleket üstüne hasret türküleri” mırıldanıyorlar.
Galiba bu bizim alınyazgımız.
Maraştan gittiğimde bir daha dönmeyeceğim diyoruz. İki üç gün geçtikten sonra her memleket seni sıkıyor ve kapağı maraş’a zor atıyorsunuz.
Öyle değil mi?
Maraş hepimizin yüreklerinde bir aşktır, sevdadır, özlemdir. Uzakta ulaşılması çok zor bir sevgili gibi.
İçinde olduğumuzda beğenmiyoruz, dışına çıktığımızda ise özlem duyuyoruz.
Sahi insanlarını böylesine kendine aşık eden bir başka kent var mı?
Hani bir mani var; “Maraş senin yazın var, çekilmez poyrazın var, seni sevene karşı, bir kız gibi nazın var!::”
Ve bu naz nedendir acep?
Hiç araştırdık mı?
Ve Ankara’dan Maraş öyle pek küçük bir şehir olarak falanda görülmüyor.
Bu kente sahip çıkalım.
Geçmişte bize emanet edilen dede yadigarı tarihimize, örfümüze ve her şeyimize sahip çıkalım.
Önceki ve Sonraki Yazılar