• Kahramanmaraş’ta 16 bin 332 konut ve iş yeri satıldı
  • Yeni hastane 60 milyon liraya mal olacak
  • ‘Suriyeli sığınmacılar çalışma  hayatına katılıp alın teri döküyorlar’
  • Eshab-ı Kehf, 2017 EMİTT fuarına giriyor
  • Kahramanmaraş’ta uyuşturucu tacirleri yakalandı
  • 2016 yılında il genelinde 40 bin aileye yardım yapıldı
  • Yılbaşını kana bulayan hain yakalandı
  • FETÖ’nün adliye imamları yakalandı
  • Dıyarbakır'da Polise hain pusu 4 şehit verdik
  • Başkan Erkoç Suk-İ Maraş çarşısında
  • Hayallerindeki "engelsiz dünyayı" resmettiler
  • ‘Nefes kredisine ilave kaynak aktarıldı’
  • Kahramanmaraş’ta  seracılık her geçen gün yaygınlaşıyor
  • Türkiye'nin işsizlik rakamları açıklandı
  • Yeni sistem için TBMM'de ilk tur bitti
  • KKTC’de 9 FETÖ’cü albay gözaltına alındı
  • Başbakan Yıldırım: "Kıbrıs konusunda kırmızı çizgilerimiz bellidir"
  • TÜGVA Kızılay'ın Kan bağışına kayıtsız kalmadı
  • Yayman, Yeni Türkiye vizyonu ve başkanlık sistemini anlattı
  • ‘Ekonomik ve sosyal gelişiminin en önemli mimarı basındır’

Medya’da Oluşan Korku Algısı

Mehmet TAŞ

Ulusal ve Yerel Medyada bilinçli bir şekilde korku imparatorluğu oluşturuldu. Buna sebep olarak ben merkez medyayı görebiliyorum.

Eleştiri hak olmaktan ziyade intikam duyguları olarak kendini gösterince, doğal olarak Anadolu basını içine kapandı. Acaba bizimde başımıza bir şey gelir mi korkusu ve algısı gelişti.

Oysa hiç bu şekilde değil.

İstanbul ağırlıklı doğrudan hükümeti hedef alan aslı astarı olmayan yayınlarla Hükümeti geçmiş dönemlerde yaptıkları gibi köşeye sıkıştırmayı hedefleyen bu yayınlar karşısında Hükümet dik durunca, bu defa basın özgürlüğü yok tarzında yayınlar yaptılar.

Hükümet bu yayınlara tepkisiz ve yer yer de ilgisiz kalırken kimi zamanda bizzat Başbakan Sayın Erdoğan tarafından tazminat talebi, açıklamalar yerelde de farklı bir şekilde karşılığını buldu.

Yerelde iş yapmayan, en ufak bir eleştiri karşısında soluğu Adliyelerde alan bir Bürokrasi oluştu.

İstanbul’da yapılan muhalefet ile Anadolu’da yapılan muhalefet oysa çok farklıydı. Bunu Ak Parti Grup Başkanvekili Sayın Mahir Ünal’ın açıklamalarında görme imkanı bulduk.

Ak Parti Demokrasi, Özgürlük, birey hakkı, basın özgürlüğü gibi toplamsal önem arz eden konularda baskıcı bir anlayış sergilemek yerine genişletmeyi uygun görmüştür.

Bunu sağlarken, her şeyin yerli yerine oturmasını savunmuştur.

Gazeteci Hakim ya da Savcı değildir.

Oysa son yıllarda ortaya çıkan gazeteci türüne baktığımızda önce suçu belirliyor sonra da hükmünü veriyor.

Tabii bunun sonucu olarak da, gazeteci halk nezdinde itibarını yitiriyor.

Gazeteci mesleği gereği muhalif olmalıdır.

Bu görevini yerine getirirken, doğruları araştırmalı, bulmalı ve yorum yapmadan tüm gerçekliği ile de kamuoyuna yansıtmalıdır.

Bilgiye ulaşırken iktidara intikam duygularıyla değil mesleki ve etik kurallarla bunu yapmalıdır.

Yapılan bir hizmet eleştirilirken, eksik yanları ortaya konulurken gazeteci gözlemlerini ifade etmelidir. Oysa son yıllarda gazeteciler gözlemlerini değil de beyin okuma diye tabir edilen kendinin ürettiği, hiçbir somut değer ifade etmeyen bir üslupla gerçeği vermek yerine toplum mühendisliğine soyunarak, insanları yazdıkları yalana inanmaya zorlamaktadırlar.

76 Milyon insanın yaşadığı ülkemizde toplam gazete tirajlarına baktığımızda, Türk Basınının yerlerde süründüğünü üzülerek görüyoruz.

**

Kahramanmaraş’ta ne yapmalıyız?

İstanbul’un oluşturduğu bu korku imparatorluğu doğal olarak bizleri de etkisi altına aldı.

Bir gazeteci olarak (12 Eylül döneminde bile bundan daha özgür hissediyordum kendimi) aslında bu bizim oluşturduğumuz korkudan başka bir şey değildir. Şu anda hiç olmadığımız kadar özgürüz. Ama korkularımız duygularımızı bastırmış ve pısırık bir yayın politikası benimsememize sebep olmuştur.

Kahramanmaraş’ta sırf bu bastırılan duygular sebebiyle basın istenilen güce ulaşmadı.

Oysa bizler bize gönderilen haberleri olduğu gibi yayın organlarımıza koymak yerine bu haberleri takip etsek, arka planlarını araştırsak, sorgulasak, ilkeli bir yayın politikası hayata geçirme yolunda çaba harcasak sanırım halk bizim yazdıklarımıza daha fazla değer verir ve kamu da yazılanlara ilgisiz kalmaz… kalamaz!...

Bizler kendi elimizle kırmızı çizgiler oluşturarak buna zemin hazırladık. Oysa biz esas görevimizi yerine getirme iradesi ve yürekliliğini göstermiş olsaydık, kente daha çok hizmetin gelmesine de katkı sağlardık.

Bu şehirde eli kalem tutan, güncel konuları yorumlayan insan sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Bu insanlarda kendilerince oluşturdukları kırmızı çizgiler sayesinde yazı alanlarını daraltıyor ve dar alanda kısır ve sığ yazılardan öteye gitmiyor yazdıkları.

Artık silkinme zamanı gelmedi mi?

Artık yüreğimizi ortaya koyma zamanı gelmedi mi?

Yanlış yapıldığını inandığımız hizmetleri, kim olursa olsun eleştirme, öneride bulunma vakti gelmedi mi?

Neredeyse üç aydan bu yana evimde bir yandan hastalıkla cebelleşirken bir yandan da kendi kendimi sorgulama imkanı buldum.

Açık konuşmak gerekirse biz bu şehirde,

Gazetecilik değil pollyanacılık oynuyoruz!....

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    148. günde 17 terörist daha etkisiz hale getirildi148. günde 17 terörist daha etkisiz hale getirildiUyuşturucu tacirlerine büyük darbeUyuşturucu tacirlerine büyük darbe20 ByLock’çu polis tutuklandı20 ByLock’çu polis tutuklandıBağdat’ta bombalı saldırı: ölü ve yaralılar varBağdat’ta bombalı saldırı: ölü ve yaralılar varRapor çıktı; Milletvekili ısırılmışRapor çıktı; Milletvekili ısırılmışİşaret dili kursu başlıyorİşaret dili kursu başlıyor
    "İnlerine gireceğiz" sözüne hakaret davası açan 6 kişi tutuklandı"İnlerine gireceğiz" sözüne hakaret davası açan 6 kişi tutuklandıŞehit eşinden acı feryatŞehit eşinden acı feryatBingöl’de 21 kişi FETÖ’den tutuklandıBingöl’de 21 kişi FETÖ’den tutuklandı