1. YAZARLAR

  2. Abdulbaki GÜNIŞIĞI

  3. Padania ve Luigi Barzani
Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Abdulbaki GÜNIŞIĞI

Yazarın Tüm Yazıları >

Padania ve Luigi Barzani

A+A-

Barzani aşireti ile ilgili bir çok yazı yazdım veya bir çok yazımda bu aşiretten bahsettim. Bulduğum yeni bilgiler bu aşiret hakkında tekrar yazı yazmanın zamanı geldiğini gösteriyor. Aziz Türk milletinin artık her aşiret ismine bakarak işte bunlar kürttür diyenlere itibar etmemesini temin için bu aşiret hakkında yeni bilgiler geldikçe paylaşmaya devam edeceğim. Barzani aşireti hakkında yazmamın sebebi ise, Amerika ve ingilterenin önderliğinde aziz yurdumuzu bölmek için en çok kullanılan isim olduğundandır.

Barzani aşireti hakkındaki yeni bilgiyi paylaşmadan önce, biraz etimolojik açıklama ve bilgi vermek istiyorum. Türkçemizde bazı an yerel ağız ile veya bazı anda söyleme yanlışları ve oğuzca ile kıpçakca arasındaki ses farklılıkları dolayısı  ile aynı kelimenin biraz değişmiş haline tesadüf ederiz.

 Domates, patates, herkes, çerkes, bertis, sopa, soba v.s kelimelerini örnek vermek istiyorum. Domates kelimesi yerine domatez, patates kelimesi yerine patatez, çerkes kelimesi yerine Çerkez söylemi dilimize daha kolay gelir. Fakat bu söylem değişikliği kelimenin manasında bir değişikliğe sebeb olmaz. Fakat herkes yerine her kez dediğiniz zaman kelimenen manası da değişir. Her kez demek her defa demektir. Kez kişi değil, defa demektir. Herkes diyecek birisi bunun yerine herkez dediği vakit her defasında, her seferinde demiş olur.

Çerkes kelimesi yerine Çerkez diyende aslında mana kaybını bilmez. Çünkü çerkes kelimesi bir boy ismidir ve Çerkez diyende isimde bir değişiklik yaptığının farkında değildir. Oysa çerkes kelimesi, çeri ve kes olarak bilinir ise, asker kişi demektir. Kes kişi demek iken kez defa demektir. Herkes kelimesinin birde Herkeş şeklinde söylemi vardır. Oğuz boylarının güney kesimi genellikle bu kelimeyi herkeş veya her kiş diye telaffuz eder. Keş kelimeside gene kişi demek tir. Bu söylemde kes yani kimse, kişi manasını kaybetmemiş oluruz.

Sopa ve soba kelimesinde ise zoba veya zopa söylemi kelimenin manasında bir değişim meydana getirmez. Bertis kelimesinin bertiz söylemide mana değişikliği yapmaz iken , bazı yerlerdede b harfinin m ile değişimine rastlarız. Müslüman yerine büsülman veya büsürman şeklinde Kıpçak ağzı görülür. Arslan kelimesine Macarlar Örzlan benzeri bir isim verirler. Bütün bu örnekleri barzan kelimesinin etimolojik açıklamasında kullanmak için ön bilgi olarak veriyorum.

Barzani kelimesindeki kök kelime, barz olup, barzan ise farsça çoğul eki olan”an” almış hali olup , barzlar demektir. Kelimenin sonundaki i harfi ise Arapça bir ek olup, Türkçe de lı veya lu manasını verir ki, o zaman kelimenin manası barzlı veya barzanlı olarak anlaşılır. Berazi, barzi, barzini, barzikani, baris, barisan,barshan, barzan, barsgan, bari, baris, pars v.s, b ve p değişimi lehçelere göre sürekli olan bir değişimdir. Bazı kelimelerde ise s ile z değişir. Buna örnek olarak yukarıda yeteri kadar kelimeyi örnek yazdığımı düşünüyorum.

 Kelimenin aslı pars olup, deyiş farklılığı ile bars olarakta söylenir. Bars-an ise farsça çoğul eki almış halidir. Kelimenin sonuna z harfi getirilerek telaffuz edildiğinde kelime barz olarak söylenir ve  kelimenin çoğulu da gene farsça kurala göre barzan olarak söylenir.

 Barz veya bars kelimesine Türk kültürünün ulaştığı bir çok coğrafyada rastlamaktayız. Bunlara bir kaç örnek vermek istiyorum.

Macaristan da barz, barsys, beresan, (berezan) yer isimlerine rastlamaktayız. Macarları meydana getiren on boydan Türk olduğu kesin olarak kabul edilen Kürt boyunun yaşadığı yerlerde bu isimlerin yanında Turcsek ismini ve bars ismini de görmekteyiz.

Bu hun coğrafyasında Türk, kürt, bars, guran isimleri yan yanadır. Ayrıca, aynı isimleri kuzey kafkasyada da görürüz. Azak’a dökülen beysuyu yanında beresan adlı bir kasaba mevcuttur.

Gene bucakta, biliyorsunuz bucak; Romanya’nın Karadeniz sahilinin Türkler tarafından verilmiş ismidir. Doğu anadoluda ki bir çok aşiretin kayıtlarında bucaktan muhacir oldukları yazılıdır.     Bunlardan en meşhur şecere ise, şecer-i Şarik tir. Bu şecerede merhum Mehmet Şerif Fırat beyin ve büyük şair ve yazar  ziya Gökalp’ın inkar edilemez emekleri vardır. Kendilerine teslim edilen bu şeceredeki on iki aşiretin büyük kısmının bucaktan muhacir olduğu yazılıdır. Bu şecereyi gördükten sonra bu iki değerli insan Varto tarihi ve Türk varlığı üzerine büyük çalışmalar yapmışlardır.İşte bu bucak (beserabya –Romanya) ta Barsysz şehri vardır. İran da ise aynı isme rastlıyoruz. Cebel-i Bariz  ismi ile. Kirman (gurman) bölgesinde.

 Ayrıca bars veya pars isminin bir diğer manasıda kurt demektir. Ruslar da boris ismi, Çeçencenin nohço lehçesinde ise borizya ismi bizde ise böri ismi gene kurt demek olup bu isimlerde de gene s ve z değişimini görürüz. Kalgayca bilmediğim için, kalgay lehçesinde ki kurt ismini yazamıyorum , fakat büyük ihtimal aynıdır. Eski bir atasözümüz der ki, sürüden ayrılgan kuzı, böri yer.

Şu anda kaynak ismini hatırlayamadığım bir vergi kaydında ise afyon ilimizdeki Türkmen, Yörük obaları içinde oturak ve göçer barza ismine rastlamaktayız. Barz isimli Türkmen obası bu ilimizde hem göçer ve hemde yerleşik halde vergi kayıtlarına geçmiştir.

Yazımın başlığında ismini yazdığım luigi Barzani ise 1912 yılında Libya işgali için kuzey afrikaya saldıran İtalyan ordusunun beraberinde getirdiği bir gazetecinin ismidir.Rahmetli büyük yazar ve kıymetli Türk milliyetçisi İlhan Bardakçı merhumun, imparatorluğun yağması isimli eserinin 29. Sahifesinde ismi geçmektedir.Bu luigi Barzani İtalyan corriera della sera gazetesinin temsilcili sıfatı ile bu muharebelerde bulunmuştur. Barzani isminin italyada ne işi var diyebilirsiniz. Tamda bunun için başlıkta kuzey italyanın adı olan padanya isminide kullandım.Böylece Barzani ismini Türk yer isimlerinin geçtiği bir coğrafyada görmek bizi mutlu etti.

Bir çok yazımda kuzey italyanın hun Türklerinin yoğun olarak yerleştiği, yaşadığı, hatta sürekli seferler düzenleyerek isimlerini yerlere verdikleri bir bölge olduğu hakkında bilgi vermiştim. Bu gün anadolumuz da ve kuzey kafkasyada ki bir çok yer ismi ile kuzey italyada ki şehir ve bölge isimleri birbirinin aynısıdır. Bu isimlerin benzerliği tesadüf değil, aynı milletin, yani Türk milletinin verdiği isimlerdir. Padanya bölgesinde ki bir siyasi parti kendi bölgesinde yüzde doksan oy alan ve kuzey italyanın, italyadan ayrılması için çalışan bir parti olup, kendilerini de İtalyan saymayan bir toplumun yaşadığı yerdir. Bu insanlar hangi millete mensup oldukları meselesinde sıkıntı içinde olan ve neticesinde huzursuz  olup aynı zamanda italyanın en zengin ve kalkınmış bölgesini de meydana getirirler.

Kuzey italyanın bölge isimlerinden bir kaçının adını yazarak onların etimolojik incelemesini ve bizdeki hangi yer isimleri ile aynı olduklarını hatırlatacak mevzulara girelim. Milano, digurya, ligurya, alto adige, premier adıge, lazıo ve sardanıa v.s.  Bunlarda Milano ismi, sadece doğu ve güneydoğu Avrupa da yaşayan, mil, milan, miloseviç, miloş gibi isimlerde yaşamakta ve avrupanın diğer hiçbir yerinde bu isimlere rastlamamaktayız. Doğu avrupanın oluşumunda ise Kıpçak, kuman, Peçenek ve uz boylarının derin katkısını herkes hatırlar. Alanlar ve aslar da ayrıca hem doğu ve hemde kuzey doğu avrupanın yer ve boy ve insan isimleri üzerinde derin etkiler bırakmışlardır.

 K.maraşımızda milcan tepesini herkes bilir. Mil ve zil aşireti bu mevzularda yazan herkes tarafından bilinir ve bu aşiretlerin büyük kısmı Anadolu Türkmencesinin farsi bir leçesi olan Kürtçe ağzını konuşurlar. Mil ve zil aşiretinin farsça çoğul eki almış hali daha çok bilinir isimlerdir. Milan ve zilan olarak. İşte Milano ismi bu aşiretin ismini taşımaktadır. Tıpkı kuzey suriyede ki kamışlı şehrine güya kürt şehridir iddiasını desteklemek için ısrarla kamışlo dedikleri gibi. Sultan 1. Muradı şehid eden sırp askerin ismide Miloş tur. Hatırlayınız.

 Digurya ismine gelir isek, kars ilimizin Digor ilçesini herkes bilir. Türklerin Türk ortak ismini kullanmadan, veyahut daha doğru bir deyim ile Türk ismini bize bizden başka kavimler ortak isim olarak vermemiş iken, Türkler yirmidört gur boyu olarak tarihte yerlerini almışlardı. Bunlara birkaç örnek verecek olur isek, Uygur, digur, zigur, ligur, ongur, belgur, ulzingur, utrigur,kutrigur, bitrigur,salgur,Finogur, onogur v.s. İşte karsımızın Digor ilçesinin ismi ile kuzey italyada digur ismi aynı olup, aynı milletin çocukları tarafından verilmiş bir isimdir.

  Ligurya da kuzey kafkasyada yaşayan bir yer ismidir. Tıpkı ingur isminin ingur veya kura(gura) ırmağında ve engürü isminin de ankaranın eski ismi olduğu gibi. Alto adıge ve premiver adıge ismine gelir isek. Alto isminin alt, premier isminin pir yani bir olduğunu bilerek diyebiliriz ki. Aşağı veya alt adıge bölgesi ve birinci veya yukarı adıge bölgesi. Bu gün kuzey kafkasyanın arta bölümünde yaşayan ve Türklerin on iki boy veya yirmidört boy olarak boylandığı gibi boylanan adıge boyları şu anda bizim çerkes dediğimiz insanlardır. Bu adıge boyunun bayrağında ise üç ok ve on iki yıldız vardır. Üç ok Türklerin üç ok ve boz ok olarak ikiye ayrıldığı oğuz boylarından üç okların tamgasını taşır ve on iki yıldızda, tamamı yirmidört boy olan oğuz boylarından on ikisinin üç ok’a mensup  olduğunu gösteren en büyük işarettir.

Bu gün bu adıge boyları Kıpçak Türkçesinin bir lehçesini konuşmakta v e oğuz boylarınca bu dil anlaşılmamakta isede, kullandıkları dildeki insan isimleri ve yer isimlerinin tamamı ve kök isimler tamamen Türkçedir. Kendilerine isim olarak kullandıkları ortak isim olan adıge ismide, Kazan hanlığının  yigit kumandanı ve devlet adamı Edige veya edigey mirza bahadırın ismidir. Edige mirza bahadırın yurduna edigey ( tıpkı Altay gibi), onun neslinden gelenlere ve ona tabii olanlara ise adıge denmiştir. Bu ismin manasını daha önceki yazılarında yazdığım için burada daha fazla yazmayacağım.

Sardunya veya sardanıa ismine gelince, ege bölgemizde Sart isimli bir yer ismini herkes hatırlar. Ayrıca horasanda yaşayan ve şehirli manasında Özbeklerce kullanılan bir isimdir Sart. Farsça nın Türk dili üzerindeki etkisi yüzyıllardır vardır. Hem islamdan önce ve hemde sonrasında. Türkistan şehirlerinde şehirli olmak farsça bilmekle eş değer tutulmuştur. Bunun neticesinde aslı Türk olmakla beraber farsça konuşan bir kısım şehirli insanlar zaman içinde konuştukları dilin etkisi ile Türk kültüründen de koparak kendilerini fars zan etmeye ve halk tarafından da bu insanlara şehirli ve fars anlamında sart denmeye başlamıştır. Sart, Nart ve Hart isminin etimolojik açıklamasını daha önceki yazılarımda yazmış ve bu kelimelerin Kıpçak boylarının isimleri olduğunu yazmıştım. İşte bu sart boyunun da gittiği her yere ismini verdiğini böylece görmüş olduk. Türklerin en büyük ortak özellikleri, geldikleri yeni yere, ya eski yer isimlerini veya önemli insanların isimlerini vermiş olmalarıdır ki buda kültürün ayak izini oluşturmaktadır.

Sartlar hazar denizinin güneydoğusunda, Hartlar hazarın güney batısında, nartlar ise hazarın batısı ve kafkasyanın ortasında yaşamaktadırlar. Nart efsaneleri ise büyük Kıpçak efsaneleridir. Hart lar ise gürcü ve acara boylarının ortak geçmişidir.İşte sartların yurdu manasında sardunya yı görmekteyiz.

  Lazıo ismine gelince bu ismi Türkiyede bilmeyen yoktur. Bizim insanlarımız her Karadenizliye laz demekle ünlüdürler. Oysa Lazlar sadece rizenin birkaç köyünde yaşayan bir Kıpçak boyudur. Ağırlıklı nüfusları ise laz ismi ile gürcistanda, lazgi veya lezgi ismi ile azerbaycanını kuzeyi ile dağıstanın güneyinde yaşarlar. Suriyedeki lazkiye ismi ile karanedeniz sahilindeki lazkiye ismide onlardan hatıradır. Doğu anadoluda lezgi isminde kürt aşiretleri olduğu gibi lezgin ismi erkek ismi olarak ta yaygındır. Bu da doğu ve güneydoğumuzda yaşayan kürt dediğimiz insanların büyük kısmının oğuz olmakla beraber azımsanmayacak bir oranda Kıpçak boyunun da Kürtçe konuştuğunu gösterir. Bu gün suriyenin lazkiye şehrinin nüfus olarak nerede ise tamamının Türk olduğunu söylemekte yarar var.

Yazımın başında ismini yazdığım gazeteci Luigi Barzani bana bu yazıyı yazmamda vesile oldu. Bu ismin kuzey italyada ve italyada bulunması, Barzani, Talabani gibi isimleri her duyduğunda kürt algısı oluşturulmaya çalışılan aziz Türk milletini uyarmak için de ayrıca vesile oldu. Bir çok Türk oymağının isminin sonuna getirilen farsça çoğul veya Arapça mensubiyet bildiren ekler ile söylenmesi ve dilimizdeki arılaştırma çalışmaları ile gelinen erozyon neticesinde, tamda bizden olan kelimeleri anlamaz olduk. Bazılarıda bu isimleri bize ayrı bir milletin ismi gibi gösterme çabasına girdi. Bu yazımda doğu ve güneydoğumuzda, Suriye ve ırakta yaşayan ve Kürtçe veya Arapça konuşan insanların büyük çoğunluğunun aslen Türk olduğunu ve Arapça ile Farsçanın etkisi ile bu insanlar ile aramıza dil farklılığının girdiğini göstermek istedim. İşte bunlar halkın büyük çoğunluğu tarafından bilinse, suriyeden bahsedilirken ne işimiz var suriyede cümlesini duymazdık. Vesselam.

Önceki ve Sonraki Yazılar